Şehirler isimlerini kurucularından, o dönemin önemli şahsiyetlerinden, mitolojik figürlerden, dinsel ögelerden aldığı gibi, isimlendirme konusunda siyasi kararlar da önemli rol oynamıştır.

Bir şehirde bulvar, cadde, sokak, park, okul, kışla vb. yerlere ad verilerken çeşitli kıstaslar göz önünde bulundurulmuştur.

Kültürel ve tarihi miras bunlardan biridir.

Son yıllarda daha çok şehit isimlerinin verildiği bu yerlere ülke genelinde tanınmış bilim insanları, iş insanları, edebiyatçılar, askerler, siyaset adamları, tarihi şahsiyetler, devlet adamlarının isimlerinin yanında: tarihi olayları hatırlatan isimler de verilmektedir.

Bir yönetim tarafından verilen bazı isimler daha sonraki yönetimler tarafından kabul görmediği için değiştirilmektedir.

Türkiye genelinde bu tür isim değişikliklerinin yapıldığını hemen hemen herkes bilir.

Son günlerde Ahlat’ta da isimsiz sokakların isimlendirilmesi konusu gündem oluşturmuş durumda.

Bir kadirşinaslık gereği olarak Ahlat’a hizmet etmiş Ahlatlıların isimlerinin bulvar, cadde, sokak vb. yerlerde yaşatılması düşüncesi kabul görmüştür.

Ancak Ahlatlı olup da Ahlat’a hizmet eden o kadar isim var ki, işin içinden çıkmak çok da kolay değil gibi…

Ben Ahlat’ın diğer şehirlerden farklı olduğunu savunanlardan biriyim.

Yıllardır kalemimi Ahlat’ın Türk ve İslâm dünyasının merkezi olan şehirlerden biri olması için kullanıyorum.

Ahlat tarihte Kubbetü’l İslâm unvanıyla anılmış bir şehirdir.

Yüzlerce âlim, devlet adamı ve sanatkâr yetiştirmiştir.

Bu âlim, devlet adamı ve sanatkârların ünü Ahlat sınırlarını aşmış, geniş coğrafyalara yayılmıştır.

Ahlat, Türk ve İslâm medeniyetinin merkezi şehirlerinden biri olacaksa – ki ben buna inanıyorum- taşıdığı cadde sokak vb. alanlardaki isimlerle de bunu göstermelidir.

Ahlat, Türk dünyasının, İslâm âleminin ve Türkiye’nin özeti olmalıdır.

Başkentimizin dışında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olan tek şehirdir.

Her yıl Sayın Cumhurbaşkanımız, dünyayı ilgilendiren önemli mesajlarını Ahlat’tan vermektedir.

Bugün devlet bürokrasisinde Ahlat adına çaldığımız her kapı ardına kadar açılmaktadır.

Artık Ahlat sıradan bir şehir olmaktan çıkmıştır.

Nasıl Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değilse, Ahlat da Yamlar ile Tunus arasına sıkışacak kadar küçük değildir.

Önerim:

Karar, karar vericilerindir elbet.

Ancak düşüncemizi belirtmekte de fayda vardır diye düşünüyorum.

Eğer Ahlat’ta bulvar, cadde, sokak vb. yer adları değiştirilecekse şu isimlerin kullanılması daha uygun olur kanaatindeyim:

Ötüken, Ergenekon, Manas, Horasan, Türkistan, Belh, Buhara, Semerkant, Taşkent, Astana, Bişkek, Bakü, Duşambe, Tebriz, Tahran, İslamabad…

Kırım, Kafkas, Musul, Kerkük, Bağdat, Şam, Halep, Kahire, Beyrut, Kudüs, Mekke, Medine, Yemen, Bosna, Kosova, Üsküp…

Altay, Kazbek, Elbruz, Ağrı, Süphan, Nemrut, Cudi, Uludağ, Erciyes, Toroslar, Hira…

Volga, Tuna, Aras, Dicle, Fırat, Ceyhun, Seyhun, Ceyhan, Seyhan, Menderes, Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya, Çoruh…

Mezopotamya, Anadolu, Trakya, Akdeniz, Karadeniz, Marmara, Aral, Hazar…

Urartular, Sümerler, Babiller, Akatlar, Lidyalılar, Firikler, Asurlar, İyonlar, Hititler

Hunlar, Göktürkler, Avarlar, Hazarlar, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar, Cumhuriyet…

Ahlatşahlar, Saltuklu, Danişmed, Artuklu, Mengücek, Karaman, Germiyan Saruhan, Dilmaç, Menteşe, Karesi, Candar…

Bedir, Uhud, Hendek, Malazgirt, Miryokefalon, Çaldıran, Otlukbeli, Mercidabık, Ridanye, Fetih, Mohaç, Varna, Çirmen, Preveze, Dumlupınar, Sakarya…

Yesevî, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bayram, Hacı Bektaş, Nakşibend, Üçler, Kırklar, Alpler, Erenler…

Ahlat’ta cadde, sokak, park, bina vb. yerlere Ahlat’a hizmet etmiş Ahlatlıların adının verilmesine gelince:

Bence Ahlatlılara, Ahlatlı olmanın ayrıcalığı yeter; dünya Ahlat’ı tanıdıkça bu ayrıcalık da katlanarak artacaktır…

Not: Yakın tarihte Ahlat’a hizmet etmiş değerli hemşehilerimizin isimlerinin unutulmaması için

“Ahlat’ta İz Bırakanlar” adlı bir kitap çalışması yapılabilir.