Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Sisteminin Sürdürülebilirliği İçin Bir Çağrı. Türkiye’de yaklaşık 3.500 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır.

Bu kurumlar; işitme, görme, dil ve konuşma, otizm, zihinsel yetersizlik, özel öğrenme güçlüğü, bedensel ve çoklu yetersizlikleri olan bireylere eğitim desteği sunmaktadır.

Bu kurumlar yalnızca eğitim veren yapılar değil; aynı zamanda özel gereksinimli bireylerin hayata katılımını güçlendiren ve ailelerin yükünü hafifleten önemli bir sosyal sorumluluk alanıdır.

Ancak bugün en temel sorun, destek eğitim süresi ile gerçek ihtiyaç arasındaki büyük uçurumdur.

Çoklu yetersizliği olan bir birey için aylık destek eğitim süresi çoğu zaman 8 saat ile sınırlıdır. Bu, bir ayın 720 saati içinde son derece yetersiz bir süredir.

Buna rağmen kurumlar, çoğu zaman kendi imkânlarıyla ek seanslar düzenlemekte ve birçok durumda ek ücret talep etmeden hizmet sunmaktadır.

SERVİS YÜKÜ DE KURUMLARDA

Birçok bölgede ailelerin çocuklarını kuruma getirme imkânı yoktur. Bu nedenle kurumlar;

* araç kiralamakta,
* şoför çalıştırmakta,
* yakıt ve bakım giderlerini karşılamakta,
* öğrencileri evlerinden alıp tekrar evlerine bırakmaktadır.

Bu yük, çoğu zaman kurumların kendi bütçesiyle karşılanmaktadır.

BKDS VE DİJİTAL SORUNLAR

2026 itibarıyla devreye giren BKDS sistemi, denetim ve şeffaflık amacıyla önemli bir adımdır. Denetime kimsenin itirazı yoktur.

Ancak sorun şudur: Denetim sistemi sağlıklı çalışmak zorundadır. Sahada eğitim fiilen gerçekleşmesine rağmen, teknik sorunlar nedeniyle bazı derslerin sisteme yansımadığı durumlar yaşanabilmektedir. Bu da hem kurumları hem eğitimcileri hem de aileleri mağdur etmektedir.

Gerçekleşmiş bir eğitimin yalnızca sistemsel hata nedeniyle yok sayılması kabul edilemez.

TUZ KOKARSA…

Atalarımızın dediği gibi: “Tuz kokarsa…”

Sistemin en zayıf halkası, tüm yapıyı etkiler. Zaten ayda yalnızca 8 saatlik bir eğitim alan çocuğun, teknik sorunlar nedeniyle bu hakkının da eksilmesi büyük bir kayıptır. Kaybedilen sadece bir ders saati değil; çocuğun gelişimi, eğitmenin emeği, ailenin umudu ve toplumun geleceğidir.

ÇÖZÜM

Biz denetime karşı değiliz. Aksine şeffaf ve güçlü denetimi destekliyoruz.

Ancak bunun için:

* BKDS sistemi teknik olarak yeniden değerlendirilmelidir,
* Fiili eğitimler için alternatif doğrulama mekanizması kurulmalıdır,
* Teknik hataların mali yükü kurumlara bırakılmamalıdır,
* Destek eğitim saatleri artırılmalıdır,
* Servis giderleri ayrıca desteklenmelidir,
* Sistem sahada test edilerek uygulanmalıdır.

Özel eğitim yalnızca kurumların değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Bizim talebimiz nettir: Adil denetim, yeterli eğitim süresi ve sürdürülebilir bir sistem. Çünkü özel eğitim ertelenemez. Ve unutulmamalıdır: Bir çocuğun kaybettiği zaman geri gelmez.

Tuz kokarsa her şey bozulur.

Saygılarımla.