Sahip oldukları birçok özelliğin yanında, kapıları ile şöhret kazanmış tarihi şehirler vardır.
Genellikle surlarla çevrili şehirlerin giriş kapıları, şehrin heybetini, büyüklüğünü, güç ve azametini, zenginlik ve sanatını gösteren önemli yapılardır.
Şehre giriş çıkışların kontrol altında tutulduğu bu yapılar, günümüzde sembolik ve turistik bir anlam taşımaktadır.
Ülkemizde ve dünyada tarihi şehirlerin bazılarına ve sahip oldukları meşhur kapılarına bir göz atacak olursak, karşılaşacağımız tablo aşağı yukarı şöyledir:
İstanbul’da Altın Kapı, Yedikule Kapısı, Belgrad Kapısı, Silivrikapı, Mevlana Kapı, Topkapı, Edirne Kapı, Eğri Kapı, Yeni Kapı, Kumkapı, Çatladı Kapı, Ahır Kapı, Balıkhane Kapı
Diyarbakır’da Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı, Yeni Kapı, Saray Kapı, Küpeli Kapı, Oğrun Kapı, Fetih Kapı
Erzurum’da Tebriz Kapı, Erzincan Kapı, Kavak Kapı, Kars Kapı, Yeni Kapı, İstanbul Kapı, Kilise Kapı, Gürcü Kapı
Amasya’da Helkis Kapısı, Saray Kapısı, Midenos Kapısı, Meydan Kapısı
Kars’ta Su Kapısı, Kağızman Kapısı, Behram Kapısı
Bursa’da Saltanat Kapısı, Yer Kapı, Fetih Kapısı, Zindan Kapı, Kaplıca Kapısı
Van’da Analı-Kız Kapısı, Meher Kapı
Trabzon’da Pazar Kapı, Kale Kapısı, Zağnos Kapısı, Dert Kapısı, Ortahisar Kapısı, Süt Kapısı
Sinop’ta Kum Kapı, Tershane Kapı, Yenice Kapısı, Tabakhane Kapısı, Lonca Kapısı, Deniz Kapısı
Sivas’ta Cennet Kapı, Batı Kapı, Şah Kapısı, Darüşşifa Taç Kapı gibi sıralayacağımız şehirler ve o şehirlere açılan onlarca kapı…
Şehirleri kuşatan surlar, savunma anlamında bir işlevleri kalmayınca önemini yitirdi.
Çoğu surlar ve o surlardaki geçitler yani kapılar da yıkıldı.
Kapılar, yıkılmış ve yok olmuş olsalar da, isimlerini verdikleri semtler sayesinde bugün de kendilerinden söz ettirmektedirler.
Yapıldığı tarihte her kapı, temsil ettiği medeniyetin tarihi ve kültürel zenginliğini yansıtan figürler, desen ve yazılarla bezenmiş mimari eserlerdir.
Mezopotamya medeniyetlerinden Babillerin, hüküm sürdükleri bugünkü Irak topraklarında bıraktıkları izlerden biri de Babil’in “İştar” kapısıdır.
Bağdat yakınlarında kurulmuş olan bu şehrin meşhur kapısının kalıntıları 20. yüzyılın başlarında Alman arkeologların yaptığı kazılarla ortaya çıkarıldı.
Parçalar halinde Berlin’e taşınarak aslına uygun denebilecek bir şekilde yeniden inşa edildi.
Bugün Berlin’de Bergama Müzesi’nde (Pergamon Museum) sergilenmektedir.
Tarihte asma bahçeleriyle ünlenen Babil şehrinin kapısı İşdar; Kralın güç ve kudretini göstermesinin yanında devrin mimari özelliklerini, tekniğini ve estetik zevkini de yansıtması bakımından önemli bir yapıdır.
Hititlerin başkenti Hattuşa’nın Aslanlı Kapı, Sfenksli Kapı ve Kral Kapısı ile Efes Atik Şehri’nin Magnezya Kapısı, Koressos Kapısı ve Liman Kapısı, Anadolu medeniyetlerinin sanat ve mimarisini yansıtan en güzel örnekleri arasındadır.
Bu görkemli yapılar, bugün de adlarından söz ettirmektedir.
Ancak, şehir kapıları her zaman güç ve kudretin göstergesi olmayabilir.
Mesela, hacı adaylarının, Mescid-i Haram’a girerken kullandıkları Bab-ı Selam (Selam/Barış kapısı), dünya gailesinden kurtulup uhrevi alana yelken açılan sembolik eşiklerden biridir.
Mescid-i Haram’ın diğer kapıları da büyük ölçüde aynı özellikleri taşımaktadır.
Anadolu Selçuklu Devletine bağlı olan Mengücek Beyliği döneminde, 1228 yılında Sivas Divriği’de inşa edilen Divriği Ulu Cami, Darüşşifa ve türbeden oluşan külliye içerisinde dikkatleri üzerinde toplayan yer Darüşşifa’nın giriş kapısıdır.
Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah’ın eşi Melike Turan Melek Hatun tarafından yaptırılan bu eserin Baş mimarının Muğis Oğlu Ahlatlı Hürrem Şah olması biz Ahlatlılar için gurur kaynağıdır.
Moskova, Pekin, Paris, Budapeşte, Varşova, Lizbon, Amsterdam, Barcelona gibi büyük şehirlerin tarihteki meşhur kapıları bugün de sembolik değerini korumakta, turistik amaçla kullanılmaktadır.
Moskova Zafer Kapısı (1838); Pekin, Tiananmen Kapısı (1417); Paris, Zafer Takı (1806); Budapeşte, Viyana Kapısı; Varşova, Varşova Barbakanı (1548); Lizbon, Rua Augusta Takı (1873); Amsterdam, De Turksche Keizerspoort (Türk Padişahı/İmparator Kapısı 1893, Üzerinde ay yıldızlı Türk bayrağı kabartması vardır.); Barcelona, Arc de Triomf (1888)
Şehirlerin sembolik ve turistik amaçlı kullanılan tarihi kapılarının yanında bugün de şehre güzellik kattığı düşünülerek yeni giriş kapılar inşa edilmektedir.
Şehir kapılarının son örneklerini Ankara’da gördük. 14 Mart 2014’te açılışı yapılan kapılar, Ankara’ya ayrı bir güzellik kattı.
Ankara’nın beş girişine (Eskişehir, Konya, Samsun, İstanbul ve Esenboğa) yapılan kapılar, ismini taşıdığı şehrin özellikleriyle beraber, Selçuklu, Osmanlı ve modern mimariden izler taşımaktadır.
Kapıların, teknik özellikleri (genişlik 56-68 metre, yükseklik 25-30 metre, temel 80 cm radye temel, taşıyıcı sistem tamamı çelik konstrüksiyon, cephe kaplama doğal taş, çini, alüminyum, kurşun ve cam) dikkate alındığında ömürlerinin uzun olacağı anlaşılmaktadır.
Anadolu’da yaşamış medeniyetlerin bıraktığı ortak izlerin, günün teknolojisiyle harmanlanarak vücut bulmuş bu kapılar, Ankara’nın hafızasına nakşedilmiş semboller arasında yerlerini aldılar.
Sıra Başkentimiz Ankara’dan sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin yer aldığı diğer şehir Ahlat’a tarihi misyonuna yakışır kapılar inşa etmeye gelmiştir.
Anadolu’nun bir çok yerinde, UNESCO Dünya Mirası içerisinde yer alan veya aday olan eserde Ahlatlı mimarların imzasının olması bize çok şey anlatmaktadır.
Çulha kefensiz ölmüş, değirmenci un bulamamış, terzi kendi söküğünü dikemezmiş sözlerini lügatimizden çıkarıp, Anadolu’nun değişik şehirlerinde önemli eserlere imza attığımız gibi, kendi şehrimiz Ahlat’a da şanına yakışır giriş kapıları inşa etmeliyiz.
Ahlat’ın ikisi daha işlek dört girişi vardır: Tatvan, Adilcevaz, Bulanık ve Malazgirt girişleri.
Tatvan ve Bitlis üzerinden Güneydoğu ve Ak Deniz illerine; Güroymak ve Muş üzerinden Doğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Ege ve Marmara illerine; Adilcevaz üzerinden Doğu Anadolu ve Karadeniz illerine bağlanan en işlek yol üzerinde yer alacak görkemli iki ana giriş kapısı…
Ahlat –Malazgirt ve Ahlat- Ovakışla – Bulanık yolları üzerine yapılacak diğer iki kapı…
İnşa edilecek kapılar, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi ile günümüzün modern yapı anlayışı harmanlanarak tasarlanmalı; üzerinde Ahlat’ta hüküm sürmüş diğer medeniyetlerden de iz taşımalıdır.
Ay yıldız, padişah tuğrası, Selçuklu yıldızı, çift başlı kartal gibi milli ve yerli figürlerle görünümü zenginleştirilmelidir.
Kapılar isimlendirilirken yetkililer daha güzel ve anlamlı isimler bulabilir, ama benim aklıma gelen isimler şunlardır:
Tatvan yönü: Nemrut Kapı; Adilcevaz Yönü: Süphan Kapı; Malazgirt Yönü: Malazgirt Kapı; Bulanık Yönü: Erenler Kapısı olabilir.
Kapıların üzerinde, Ahlat’ın tarihteki ve bugünkü konumuna uygun cümleler de yer alabilir. ( Kubbetü’l İslâm Ahlat, Türkiye’nin Tapu Senedi Ahlat, Ata Yurdu Ahlat, Kızılelma’nın Anahtarı Ahlat vb.)
Ne dersiniz, sizce de olabilir mi?





