Eğitimde veli önemlidir.
Ama her önemli şey doğru kullanılmadığında zarar verir.
Son yıllarda okullarda yaşanan birçok krizin arka planında, velinin eğitim sistemindeki yerinin bulanıklaşması vardır. Veli artık yalnızca çocuğunu takip eden, destekleyen bir unsur olmaktan çıkmış; zaman zaman yöneten, baskı kuran ve karar verici bir aktöre dönüşmüştür. Bu dönüşüm, sanıldığı gibi öğrencinin lehine değildir. Aksine, en büyük zararı yine öğrenci görmektedir.
Bazı veliler öğretmeni bir uzman olarak değil, taleplerini yerine getirmekle yükümlü bir muhatap olarak görmektedir. Notlar sorgulanmakta, ölçme araçları tartışılmakta, disiplin kararları kişisel algılanmaktadır. Pedagojik süreçler “benim çocuğum” merkezli bir bakışla değerlendirilmekte, sınıfın bütünü göz ardı edilmektedir.
Oysa eğitim bireysel değil, kolektif bir süreçtir.
Sınıf bir bütündür.
Okul bir bütündür.
Velinin her müdahalesi, öğretmenin hareket alanını daraltır. Öğretmen artık pedagojik doğrulara göre değil, olası tepkilere göre karar almaya başlar. Bu durum eğitimi niteliğinden uzaklaştırır. Çünkü korkuyla yönetilen bir sınıfta gerçek öğrenme olmaz.
Bu tablo çocuk açısından daha da yıkıcıdır.
Çünkü çocuk sınırı okulda öğrenir.
Öğretmenin sözünün geçmediği, kuralların sürekli tartışıldığı bir ortamda öğrenci, otoriteyi sorgulamayı değil, aşmayı öğrenir. Velinin her müdahalesi, çocuğa “hesap vermek zorunda değilim” mesajı verir. Bu mesaj kısa vadede konfor sağlar ama uzun vadede karakter inşasını zedeler.
Velinin gücü arttıkça öğrencinin sorumluluğu azalır.
Bu denge bozulduğunda eğitim çöker.
Sağlıklı bir eğitim ortamı, net roller üzerine kuruludur. Öğretmen öğretir ve yönetir. Veli destekler ve iş birliği yapar. Bu roller yer değiştirdiğinde ortaya çıkan şey iş birliği değil, kaostur.
Velinin çocuğunu koruma refleksi anlaşılırdır. Ancak koruma ile kontrol arasındaki çizgi aşıldığında, çocuk öğrenme alanını kaybeder. Hata yapamayan çocuk gelişemez. Öğretmenin müdahale edemediği çocuk, sınırlarını kendisi de tanıyamaz.
Bugün okullarda yaşanan birçok disiplin sorununun temelinde bu yanlış veli yaklaşımı yatmaktadır. Öğretmenin elini bağlayan her müdahale, sınıfın tamamına zarar verir. Sessiz kalan, kurallara uyan öğrenciler bu durumun en büyük mağdurudur.
Eğitim, velinin gücüyle değil, öğretmenin yetkisiyle yürür.
Bu gerçeği kabul etmeden yapılan her tartışma, sorunu büyütür.