Mahkemeye yansıyan dosyada, kiracı ile ev sahibi arasındaki kira ilişkisinin on yılı aştığı tespit edildi. Kiracının bugüne kadar kira ödemelerini düzenli yaptığı, herhangi bir gecikme ya da borç bulunmadığı da dosyada yer aldı. Ancak ev sahibi, Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hükümler doğrultusunda, kira sözleşmesini yasal süresi içinde sona erdirdiğini belirterek tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme, kira süresinin on yılı geçmesi halinde ev sahibine, herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanıyan düzenlemeyi esas aldı.

MAHKEMEDEN NET MESAJ: KİRA HUKUKUNDA “VEFA” DEĞİL, YASA ESASTIR

Kararda dikkat çeken en önemli vurgu, kira hukukunun kişisel ilişkiler veya iyi niyet beklentileri üzerinden değil, doğrudan yasa hükümleri üzerinden şekillendiği oldu. Mahkeme, kiracının uzun yıllar boyunca aynı evde oturmuş olmasının veya ödemelerini eksiksiz yapmasının, yasal tahliye hakkını ortadan kaldırmadığını belirtti.

Kararda, “Kira ilişkisinde tarafların hak ve yükümlülükleri kanunla belirlenmiştir. Yasal süresi dolan sözleşmelerde tahliye talebi, kira bedelinin düzenli ödenmiş olmasıyla engellenemez” ifadelerine yer verildi.

TAHLİYE YETMEDİ, MASRAFLAR DA KİRACIYA YÜKLENDİ

Mahkeme yalnızca tahliye kararı vermekle kalmadı. Davanın açılmasına neden olan yargılama sürecine ilişkin harç, vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin de kiracı tarafından ödenmesine hükmetti. Böylece yıllardır aynı evde oturan kiracı, hem konutunu boşaltmak zorunda kaldı hem de ciddi bir maddi yükle karşı karşıya kaldı.

Yüzde 50 devlet desteğiyle 585 başlık küçükbaş projesi hayata geçti
Yüzde 50 devlet desteğiyle 585 başlık küçükbaş projesi hayata geçti
İçeriği Görüntüle

10 YIL KURALI NE ANLAMA GELİYOR

Türk Borçlar Kanunu’na göre, belirli süreli kira sözleşmeleri sürenin bitiminde kendiliğinden uzamış sayılıyor. Ancak uzama süresi on yılı geçtiğinde, ev sahibi herhangi bir sebep göstermeden, her uzama yılının bitiminde sözleşmeyi sona erdirebiliyor. Bu hakkın kullanılabilmesi için ev sahibinin, yasal süreler içinde yazılı bildirim yapması yeterli görülüyor.

Mahkeme kararında da ev sahibinin bildirim sürelerine uygun hareket ettiği ve bu nedenle tahliye talebinin hukuka uygun olduğu belirtildi.

KAMUOYUNDAKİ YANLIŞ KANI SARSILDI

Söz konusu karar, uzun süredir kiracılar arasında yaygın olan “Kiramı aksatmam, ev sahibi beni çıkaramaz” düşüncesinin hukuki bir dayanağı olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlara göre bu tür davalar, kira hukukunda süre ve usul kurallarının ne kadar belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor.

BENZER DAVALARIN ARTMASI BEKLENİYOR

Konut piyasasında yaşanan daralma, artan kira bedelleri ve mülk sahiplerinin yeni sözleşmelere yönelme isteği, bu tür tahliye davalarının sayısında artış beklentisini de beraberinde getiriyor. Hukukçular, özellikle on yılı aşan kira ilişkilerinde kiracıların haklarını ve risklerini dikkatle değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi