Deprem bilimi uzmanları, fay hatlarında yaşanan kırılmaları ve gerilim birikimlerini inceleyerek olası riskleri saptamak adına gece gündüz çalışmalarını sürdürüyor. Yer kabuğunun derinliklerinde meydana gelen fiziğe dayalı süreçler, kamuoyuna aktarılırken karmaşık terimlerden arındırılarak daha net görselleştirmelerle ifade ediliyor. Marmara Denizi’ndeki son sarsıntılar üzerine değerlendirmelerde bulunan konunun uzmanı akademisyenler, yer altındaki hareketliliğin ne anlama geldiğini ve vatandaşların bu haberleri nasıl okuması gerektiğini yalın bir dille açıklayarak süregelen bilgi kirliliğinin önüne geçmeyi amaçlıyor.

MUTEBER BİLİMADAMINDAN KAPININ MENTEŞELERİ BENZETMESİ

Marmara’daki son durumu kapı örneği üzerinden açıklayan Prof. Dr. Cenk Yaltırak, küçük sarsıntıların sanıldığı gibi büyük bir felaketi tetikleyici unsur olmadığını dile getirdi. Fay hatlarındaki her bir yıllık hareketin sisteme getirdiği yüke değinen Yaltırak, durumu şu çarpıcı benzetmeyle aktardı: "Depremler bir şeyi tetiklemiyor. Bir kapı var ve bu kapıya yüklenen sürekli bir kuvvet bulunuyor. Kapının menteşeleri, vidaları var. Onlar ses çıkarttığı zaman bu durum Marmara’nın kendi doğal hareketidir. Her yıl 20 milimetre fayların üzerine ekleniyor ve bu sesler son derece doğaldır."

Deprem-6

DEPREM OLMAYAN SESSİZ BÖLGELERE DİKKAT ÇEKİLDİ

Uzman isim, mikro depremlerin yoğunlaştığı alanlar kadar, hiç sarsıntı kaydedilmeyen "sessiz" bölgelerin de çok büyük bir risk barındırabileceği uyarısında bulundu. 1999 Gölcük Depremi öncesindeki İzmit Fayı çevresini örnek gösteren Yaltırak, şu verileri sundu:

  • İzmit Fayı Örneği: 1999 öncesinde ana fay üzerinde hemen hemen hiç deprem olmuyor, ancak çevresindeki ikincil alanlarda yoğun mikro deprem aktivitesi gözlemleniyordu.

    Elinde robot süpürge olanlar dikkat: ABD'den kritik karar
    Elinde robot süpürge olanlar dikkat: ABD'den kritik karar
    İçeriği Görüntüle
  • Kümelenme Riski: Mikro sarsıntıların yokluğu, o bölgede ana fayın kilitlendiğini ve yüksek miktarda enerji biriktirdiğini gösterebilir.

  • Kritik Eşik: Sarsıntı sayısı artar, kapsadığı alan genişler ve büyüklükler 4'ten başlayarak 5 veya 6 seviyelerine ulaşırsa risk tablosu yeniden çizilmelidir.

Yaltırak, tarihsel verilerin ışığında büyük depremin kaçınılmaz olduğunu, ancak panik yerine bilimsel verilerle süreci takip etmenin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi