Ekonomik dalgalanmaların ve maliyet artışlarının en sert hissedildiği alanların başında gelen barınma sektörü, orta gelirli vatandaşlar için her geçen gün daha da ulaşılmaz bir noktaya evriliyor. Yıllar boyunca birikim yaparak veya borçlanarak başını sokacak bir ev almak isteyen milyonlarca insan, değişen piyasa dinamikleri karşısında adeta çaresiz kalıyor. Yapılan kapsamlı analizler, konut sahibi olma hayali kuran bireylerin karşılaştığı tablonun sadece enflasyonla değil, doğrudan finansman mekanizmalarının tıkanmasıyla ilgili olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

KONUT FİYATLARI 37 KATINA ÇIKTI ANCAK ORANTI DEĞİŞMEDİ
Oksijen'den Esen Dolma'nın Merkez Bankası verilerine dayanarak hazırladığı çalışma, konut piyasasındaki asıl kırılmanın ev fiyatlarında değil, kredi faizlerinde yaşandığını net bir şekilde kanıtlıyor. 2013 yılı ile günümüz kıyaslandığında dikkat çeken veriler şu şekilde sıralanıyor:
-
2013 Yılı Tablosu: Türkiye genelinde 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı 141 bin 130 TL iken, 1/4 derecedeki en yüksek kademeli öğretmen maaşı 2 bin 469 TL seviyesindeydi. Bu dönemde bir konut yaklaşık 57,2 aylık öğretmen maaşına denk geliyordu.
-
2026 Yılı Tablosu: Aradan geçen 13 yılda nominal olarak konut fiyatları yaklaşık 37 kat artarak 5 milyon 189 bin TL'ye yükseldi. Aynı dönemde öğretmen maaşı da 83 bin 254 TL'ye çıkarken, bir konutun bedeli 62 aylık maaşa karşılık geldi.
-
Peşin Alım Gücü: Ev fiyatlarının nominal artışına rağmen, maaş bazlı oranlar incelendiğinde peşin alım gücünün büyük bir uçuruma sürüklenmediği, asıl yıkımın kredi aşamasındabaşladığı görülüyor.
KREDİ MEKANİZMASI UYGULAMADA TAMAMEN DEVRE DIŞI
Eski dönemlerde yüzde 0,69 gibi cazip faiz oranlarıyla ev sahibi olmak mümkünken, günümüzde uygulanan yüksek faizler ipotekli konut satışlarını neredeyse bitirme noktasına getirdi. Yüzde 25 peşinat ve 120 ay vade senaryosunda aylık taksitlerin 109 bin 543 TL'yi bulması, 83 bin 254 TL maaş alan bir öğretmenin aylık gelirini yüzde 131,6 oranında aşıyor. Gayrimenkul değerleme uzmanı Dr. Ahmet Büyükduman, büyükşehirlerde tek maaşla ev almanın imkansız hale geldiğini, bu durumun da konut metrekarelerini ortalama yüzde 20 oranında küçülttüğünü vurguluyor.




