Sosyal Güvenlik Başuzmanı ve Başmüfettişi İsa Karakaş, kaleme aldığı son yazısında emeklilik sistemindeki devasa adaletsizliğe neşter vurdu. Çeyrek asırdır çözülemeyen düğümün, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndaki ayrımcı maddelerden kaynaklandığı tescillendi.
Stajda Çifte Standart Tartışması
Mevcut yasal çerçeve incelendiğinde, meslekler arası keskin bir ayrım göze çarpıyor. Doktorlar ile avukatların staj ve eğitim süreçleri kanunlar tarafından korunuyor. Bir avukat stajyeri, bağlı bulunduğu baronun belge onayıyla kuruma müracaat edip geçmişe dönük ödemelerini yapma hakkına sahip. Tıp dünyasında da asistanlık, uzmanlık ve doktora gibi eğitim aşamaları belirli prosedürler aşıldığında emekliliğe sayılabiliyor. Söz konusu meslek kollarındaki kişiler, işçi sınıfında yer almamalarına rağmen sigorta başlangıç tarihlerini erkene alıp emekliliklerini öne çekebiliyor. İsa Karakaş, bu esnekliğin yalnızca beyaz yakalı kesime sunulduğunu aktarıyor.
Motor Yağına Bulanan Eller Unutuldu
Atölye köşelerinde üretim yapan, tornada ter akıtan kesim için ise yasalar adeta duvar olmuş durumda. Mesleki Eğitim Kanunu çatısı altında fabrikalara giren stajyerler ve çıraklar ağır şartlarda çalışıyor. Buna rağmen 5510 Sayılı Kanun'un ilgili 5. Maddesi, bu gençlerin sadece iş kazası ve meslek hastalığı (KVSK) güvencelerini kapsıyor. Uzun vadeli yaşlılık ve emeklilik primleri devlete aktarılmıyor. Masa başında çalışan bir stajyere tanınan geçmişi borçlanma imkanı, tulum giyen işçinin çıraklık yıllarından esirgeniyor. Bürokratların "bunlar öğrenci" bahanesi, eşitlik ilkesini temelden sarsıyor.
Yüksek Mahkeme Yolu Göründü
Devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede durması gerektiğini hatırlatan Başuzman Karakaş, ortadaki tablonun vicdanları yaraladığını dile getirdi. En son 1987 senesinde tüm kesimleri kapsayan eşit bir borçlanma kanunu çıkarılmıştı. Bugün ise Meclis cephesinde stajyerlerin yüzünü güldürecek herhangi bir adım atılmıyor. Karakaş'a göre masadaki en güçlü formül yargıya başvurmak. Mağduriyet yaşayan kitlelerin, yasadaki 41. maddenin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi'nin kapısını çalması gerekiyor. Kanunların genelliği prensibine aykırı düşen bu çifte standardın, ancak norm denetimi yahut toplu bireysel davalarla kırılabileceği ifade ediliyor.





