Sistem aslında basit bir matematik üzerine kurulu. Havuza ne kadar su taşırsanız, musluktan o kadar su içersiniz. Ancak Türkiye'de havuz, damla damla doluyor. Bağ-Kur'luların yüzde 99'u, SSK'lıların ise çok büyük bir bölümü "asgari" seviyede kalmayı tercih ediyor.
ÖDEME GÜCÜ OLMAYAN DA VAR, KAÇIRAN DA
Bağ-Kur tarafında küçük esnafın gerçekten ödeme gücü olmayabilir, bu anlaşılabilir bir durum. Ancak yanında onlarca personel çalıştıran, cirosu milyonları bulan işletme sahiplerinin de kendini "asgari ücretli" göstermesi, sistemin adalet duygusunu zedeliyor. Sadece 10 bin civarında Bağ-Kur'lu asgari ücretin üzerinde bir gelir beyan ederken, tavanı zorlayanların sayısı sadece yüzlerle ifade ediliyor.
GEÇ OLMADAN ÖNLEM ALIN
Emeklilikte "Bu maaşla nasıl geçineceğim?" sorusunu sormamak için bugünden harekete geçmek gerekiyor. SSK'lılar için yemek ve çocuk yardımı dışındaki tüm ödemelerin prime dahil edilmesi yasal bir zorunluluk. Eğer işvereniniz priminizi eksik yatırıyorsa, sadece devletin kasası değil, sizin geleceğiniz de soyuluyor demektir. Bağ-Kur'lular için ise tavsiye net: İmkanınız varsa basamağınızı yükseltin, emeklilikte rahat edin.




