Çalışanların alım gücünü ve üretim sektöründeki maliyet dengelerini doğrudan etkileyecek olan prim kesintisi tartışmaları ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Mevcut ekonomik parametreler altında çalışanların net gelirlerinde yaşanabilecek değişimler büyük bir hassasiyet yaratırken, işletmelerin üstleneceği ek maliyetlerin üretim ve istihdam süreçlerine yansıması detaylı hesaplamalarla analiz ediliyor. İşçi ve işveren kesimi, gündemdeki oranların piyasa gerçekleriyle ne ölçüde örtüştüğünü sorguluyor.

Tl 82

ASGARİ ÜCRETLİNİN ALIM GÜCÜ RİSKTE

Açlık sınırının altında seyreden asgari ücret üzerindeki fon kesintileri, net gelirlerde belirgin bir gerilemeye yol açma riski taşıyor. Yapılan rakamsal analizlere göre tablosu şu şekilde şekilleniyor:

2 milyon TL'nin aylık faiz getirisi değişti! Bankalar oranları düşürdü
2 milyon TL'nin aylık faiz getirisi değişti! Bankalar oranları düşürdü
İçeriği Görüntüle
  • Mevcut durumda 28.075 TL seviyesindeki asgari ücret, 36.940 TL'lik açlık sınırının yüzde 31,6 altında kalıyor.

  • Halihazırda uygulanan yüzde 15'lik prim yüküne ek olarak yüzde 3 TES kesintisi yapılması planlanıyor.

  • Bu kesintinin devreye girmesi halinde çalışanın eline geçen net maaş 27.084 TL seviyesine gerileyecek.

İŞVEREN ÜZERİNDEKİ TOPLAM YÜK ARTACAK

Sadece çalışan tarafı değil, üretim çarklarını döndüren işveren kanadı da artan maliyet baskısıyla karşı karşıya kalacak. Ocak 2026 itibarıyla yüzde 38,75 olan SGK ve işsizlik primlerine, işçi ve işveren için ayrı ayrı yüzde 3'erlik TES kesintisinin eklenmesi toplam prim oranını yüzde 44,75'e yükseltiyor.

TEŞVİK İNDİRİMLERİNDEKİ DÜŞÜŞ ETKİSİ

Maliyetleri tırmandıran bir diğer unsur ise imalat dışı sektörlerde uygulanan yüzde 5'lik SGK teşvik indiriminin yüzde 2 seviyesine düşürülmesi oldu. Uzmanlar, hem kesinti oranlarının artması hem de teşviklerin azalması nedeniyle işletmelerin bu ekstra maliyet tablosunu kaldırmakta zorlanacağını belirtiyor.

Kaynak: Haber Merkezi