Gayrimenkul alım satımında tapu sicilindeki kayıtlara güvenerek işlem yapılması genel kural olsa da Yargıtay 6. Hukuk Dairesi yayınladığı son kararla bu korumanın sınırlarını netleştirdi. Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi uyarınca tapu kütüğüne dayanarak hak kazanan üçüncü kişilerin edinimleri korunurken, TMK 1024 çerçevesinde durumu bilen veya bilmesi gereken kişilerin "iyi niyet" iddiası geçersiz sayıldı.
GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERMEYEN İYİ NİYETLİ SAYILMIYOR
Yüksek Mahkeme'nin kararındaki en kritik hukuki detay, taşınmazı devralan kişinin gerekli araştırmayı yapma yükümlülüğü oldu. Bir evi satın almadan önce gidip görmeyen, içerisinde kimin hangi hukuki hakla oturduğunu sorgulamayan ve fiili durumu araştırmayan alıcılar, tapuyu üzerlerine alsalar dahi resmi korumadan yararlanamıyor. Evde bir başkasının yaşadığını karakol ifadesinde veya fiiliyatta kabul eden kişilerin tapu kayıtları iptal riskiyle karşı karşıya kalıyor.

ADI YAZILI SÖZLEŞMELERDE "ALACAĞIN TEMLİKİ" DETAYI
Kararın ince çizgisine dikkat çeken hukuk uzmanları, bu kararın her adi yazılı satış sözleşmesini otomatik geçerli kılmadığının altını çiziyor. Dava konusu uuyşmazlık doğrudan basit bir adi yazılı satış olarak değil; tüketicinin, yükleniciye düşen bağımsız bölüm üzerindeki şahsi hakkını "alacağın temliki" hükümleri kapsamında devralması ve zilyetliği (fiziki teslimi) üstlenmiş olması çerçevesinde değerlendirildi.





