İstanbul’u etkilemesi beklenen büyük depremin Kuzey Marmara Fayı üzerinde gerçekleşeceğini söyleyen Ercan, fay hattının kıyıya yakın kesimlerinde sarsıntının daha yüksek hissedileceğini belirtti. Uzman, Küçükçekmece ve Silivri için ayrı ayrı risk değerlendirmesi yaptı.
KUZey MARMARA FAYI İSTANBUL’UN ANA TEHDİDİ
Ercan, İstanbul’un altından aktif bir fay geçmediğini vurgulayarak beklenen depremin Marmara Denizi’nin güneyindeki ana segmentte yaşanacağını söyledi. Bu fayın 25 kilometre uzunlukta kırılma potansiyeli taşıdığı ve uzun süredir enerji biriktirdiği ifade ediliyor. Bu nedenle bölgedeki hareketlilik İstanbul’un farklı ilçelerinde farklı şiddetlerle hissedilecek.
KÜÇÜKÇEKMECE VE SİLİVRİ EN YAKIN NOKTALAR ARASINDA
Uzman, Küçükçekmece’nin fay hattına yakınlığı nedeniyle 6.4–6.8 arasında bir sarsıntı riski taşıdığını aktarıyor. Silivri’de ise durum biraz daha farklı. 2025’te Silivri açıklarında gerçekleşen 6.2’lik deprem, bazı segmentlerdeki gerilimi azalttı ancak tamamen ortadan kaldırmadı. Bu nedenle burada 7 büyüklüğünü aşan bir deprem ihtimali masada tutuluyor.
ZAYIF ZEMİNLER DEPREM ETKİSİNİ KATLAYABİLİYOR
Ercan, zeminin deprem üzerindeki kritik etkisine dikkat çekiyor. Gevşek, eski tarım arazisi niteliğindeki topraklarda sarsıntının üç ila beş kat daha güçlü hissedildiğini belirtiyor. Bu bölgelerde yaşayan dar gelirli kesimlerin daha büyük risk altında olduğunu söyleyen uzman, yapı stoğu ve zemin ilişkisinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
BİLİMSEL UYARILAR ELEŞTİRİLSE DE DEVAM ETMEKTE KARARLI
Ercan, uyarılarının zaman zaman “korkutma” olarak yorumlanmasına tepki göstererek, bilim insanlarının toplumu bilinçlendirme görevi bulunduğunu söyledi. “Bu bir sorumluluk meselesidir” diyen uzman, Marmara depremine hazırlığın ancak doğru bilgiyle mümkün olduğunu ifade etti.
“BÜYÜK DEPREM OLACAK AMA YAKIN DEĞİL”
Uzun yıllardır süren hesaplamalara göre, büyük Marmara depreminin en erken 2065–2075 döneminde beklenebileceğini söyleyen Ercan, kısa vadeli panik yerine uzun vadeli hazırlık yapılması gerektiğini vurguladı. Bilimsel modellerin, “her an olacak” söylemini desteklemediğini, asıl tehlikenin bilinçsiz yapılaşma olduğunu dile getirdi.





