Bir ay gibi kısa bir sürede petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın yarattığı maliyet, doğrudan vatandaşın omuzlarına yüklenmek yerine Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) üzerinden dengelendi. Bu sistem sayesinde, özellikle motorin ve benzin fiyatlarında yaşanması beklenen rekor artışlar pompa fiyatlarına yansıtılmadı. Devletin vergi gelirinden feragat ederek sübvanse ettiği bu miktar, toplamda 43 milyar liralık dev bir maliyetin kamunun üzerinde kalmasını sağladı.
MOTORİN VE BENZİNDE GÖRÜNMEYEN ZAMLAR NASIL ERİTİLDİ?
Yapılan detaylı analizler, Mart ayı boyunca petrol piyasalarındaki agresif yükselişin aslında motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın bir zam baskısı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Eğer eşel mobil mekanizması devreye girmeseydi, sürücüler bugün tabelalarda çok daha yıkıcı rakamlarla karşılaşacaktı. Özellikle Mart’ın son haftasında yoğunlaşan baskı ile ortaya çıkan 5 ila 6,5 liralık ek zamlar, sistemin dişlileri arasında eritilerek ÖTV mahsubu yöntemiyle vatandaşın faturasından düşüldü. Bu süreçte devlet, vergi alacağından vazgeçerek piyasayı regüle eden bir hakem rolü üstlendi.

VATANDAŞIN CEBİNDE KALAN REEL TASARRUF MİKTARI
Sistemin etkisini somutlaştırmak gerekirse, 50 litrelik standart bir otomobil deposu üzerinden yapılan hesaplamalar oldukça çarpıcı sonuçlar veriyor. Mevcut koruma kalkanı sayesinde, dizel araç kullanan bir vatandaş her depo dolumunda tam 830 liralık bir ek maliyetten kurtulmuş oldu. Benzinli araç sahipleri ise bir depo yakıt aldıklarında yaklaşık 500 liralık bir yükün devlet tarafından üstlenilmesiyle bütçelerini korudu. Günlük tüketim verilerine bakıldığında, sadece motorinde Türkiye genelinde vatandaşın cebinde kalan miktar günlük 1,3 milyar lirayı buluyor. Bu devasa sübvansiyon, enflasyonun ulaşımdan gıdaya kadar tüm sektörleri tetiklemesini engelleyen kritik bir bariyer işlevi görüyor.


