Hazırlanan taslaklar ve uluslararası modeller incelendiğinde, desteğin oldukça net ve katı kriterleri olacağı görülüyor. Bu destek paketi, "kime ne kadar verilecek?" sorusunu net bir matematiksel formüle oturtuyor; öyle ki her başvurana değil, kriterleri tutan aktif çalışanlara bu kapı aralanıyor.
Mesafeli ve Gelire Dayalı Seçicilik
Destek sisteminin temelinde iki kritik parametre yatıyor: Sosyal adalet ve zorunluluk. Örneğin, ev ile iş yeri arasında en az 15 kilometrelik bir mesafe bulunması şartı, toplu taşımayı kullanma imkanı olmayan veya çok uzak bölgelerden işe giden kişileri korumayı amaçlıyor. Bu, "keyfi araç kullanımı" ile "zorunlu ulaşım" arasındaki ayrımı netleştiriyor. Öte yandan, gelir sınırı uygulaması da desteğin sadece orta ve dar gelirli kesime ulaşmasını sağlıyor; tek başına yaşayanlar için 17 bin Euro, aileler için 50 bin Euro gibi yıllık gelir tavanları, sistemin "ihtiyaç temelli" işleyeceğini kanıtlıyor.
İstihdamın Sürekliliği Esas Alınıyor
Bu desteğin bir diğer önemli şartı ise aktif çalışan olmak. Yani bu paket, çalışmayan veya emeklilik aşamasındaki kesimden ziyade, ülke ekonomisinin çarklarını döndüren iş gücüne bir teşvik niteliği taşıyor. Devlet, çalışanın ulaşım yükünü hafifleterek, iş verimliliğinin düşmesini önlemek ve çalışma hayatını cazip kılmak istiyor. Bu kriterler, desteğin bir "sosyal yardım" olmasının ötesinde, bir "istihdam destekleyici" politika olarak kurgulandığını ortaya koyuyor.




