Giderek ağırlaşan küresel ve yerel ekonomik koşullar ile temel tüketim maddelerindeki fiyat dalgalanmaları, sabit gelirli vatandaşların yaşam mücadelesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Özellikle ay sonunu getirmekte büyük zorluklar yaşayan milyonlarca asgari ücretli için kamuoyu ile paylaşılan son makroekonomik veriler, elde edilen gelir ile zorunlu harcamalar arasındaki uçurumun dramatik boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi. Sendikaların, bağımsız araştırma kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin her ay düzenli olarak yayımladığı geçim endeksleri, mutfaktaki yangının reel boyutlarını rakamsal olarak ortaya koyarken, mevcut ücret politikalarının yetersizliği sosyal güvenlik uzmanlarının da bir numaralı tartışma konusu haline geldi.

Tl 84

Devletten sosyal yardım alan milyonlar için yeni açıklama! Ödemeler tek tek açıklandı
Devletten sosyal yardım alan milyonlar için yeni açıklama! Ödemeler tek tek açıklandı
İçeriği Görüntüle

AÇLIK SINIRI 36 BİN 940 LİRAYA ULAŞTI

Çalışma hayatındaki ücret dengesizliklerini mercek altına alan Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, piyasadaki son durumu çarpıcı verilerle özetledi. 2026 yılı için halihazırda uygulanan 28 bin 75 liralık net asgari ücret, mutfak enflasyonuna yenik düşmüş durumda. Türk-İş'in Temmuz 2026 dönemi için yayımladığı verilere göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken asgari harcama tutarını ifade eden açlık sınırı 36 bin 940 liraya fırladı. Bu tabloya göre mevcut asgari ücret, açlık sınırının tam 8 bin 865 lira gerisinde kalıyor. Karakaş’ın paylaştığı daha vahim bir tablo ise tek başına yaşayan bekâr bir işçinin yaşama maliyetinin 47 bin 758 liraya, yoksulluk sınırının ise 120 bin 325 liraya ulaşmış olması.

MEDENİ DURUM VE ÇOCUK SAYISI DİKKATE ALINMIYOR

Mevcut asgari ücret uygulamasının en büyük handikaplarından biri olarak "tek tip" yaklaşım gösteriliyor. Uzmanlara göre, çalışanların medeni durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı ve ailevi sorumluluklarının ücret hesaplamasında tamamen göz ardı edilmesi büyük bir adaletsizlik yaratıyor. Karakaş, bu sistemin yarattığı çarpıklığı şu sözlerle ifade ediyor: "16 yaşındaki bekâr bir işçi ile ev geçindiren, çocuk okutan bir aile reisi aynı ücreti alıyor. Bu durum ne hakkaniyete sığar ne de sosyal devlet ilkesine uygundur."

ASGARİ ÜCRETTE YAPISAL REFORM ŞART

Rakamların dili, asgari ücretin açlık sınırının yüzde 24, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 77 oranında uzağında kaldığını belgeliyor. Uzmanlar, bu devasa uçurumun kapatılması için klasik zam döngülerinin dışına çıkılması gerektiğini savunuyor. Aile geçindiren asgari ücretlinin omuzlarındaki yükün hafifletilmesi için medeni durum bazlı vergi ve prim teşviklerinin işçi lehine devreye alınması şart koşuluyor. "Yüzde 10’luk bir nefes, milyonlarca tencerede ateşi yeniden yakar" diyen Karakaş, sosyal adaletin sağlanması adına ücret sisteminde köklü bir yapısal reformun kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.

Kaynak: Haber Merkezi