Önümüzdeki 10 yıl içinde merkez bankalarının rezerv yönetim stratejilerinde ABD dolarına ayrılan payın sistematik olarak düşürüleceği kaydedildi. Küresel otoritelerin dolardan boşalan alanı euro, yuan ve özellikle fiziki altın ile doldurmaya hazırlandığı belirtildi. Uzmanlar, bu durumun doların tamamen bittiği anlamına gelmediğini, ancak küresel piyasalardaki mutlak hakimiyetinin zayıflayacağına işaret ettiğini vurguluyor.
Fiziki Altın Rezervlerinde Tarihi Sıçrama
Günümüzde küresel döviz rezervlerinin yüzde 57'sine hakim olan doların payının, önümüzdeki on yıllık periyotta yüzde 52'ye düşmesi bekleniyor. Bu süreçte merkez bankalarının rezerv anlayışındaki köklü değişim, altın talebini zirveye taşıdı. Geçtiğimiz yıl fiziki altın rezervi tutan merkez bankalarının oranı yüzde 71 iken, bu yıl aynı veri yüzde 82'ye ulaştı. Bu tarihi yükseliş, altının ons fiyatını kısa sürede 1.800 dolardan 5.600 dolara kadar taşıyan ana yakıt oldu. Merkez bankalarının altına yönelme nedenlerinin başında ise artan jeopolitik kutuplar, Orta Doğu'daki savaş riskleri ve Rusya örneğinde olduğu gibi batılı devletlerin finansal yaptırımlarla rezervleri dondurabilme gücü yer alıyor. Herhangi bir hükümete bağlı olmayan ve karşı taraf riski taşımayan altın, devletler için en güvenli finansal kalkan haline geldi.
Gram Altına Çift Yönlü Destek Dopingi
Avrupa cenahında kalıcı ortak borçlanma adımları euro tahvillerine olan ilgiyi artırırken, Çin yuanı ise finansal sistemdeki devlet müdahaleleri nedeniyle şimdilik sadece bir risk dağıtma aracı olarak değerlendiriliyor. Küresel çapta yaşanan bu rezerv savaşları Türkiye'deki yatırımcı profilini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da dünyadaki trende uyarak altın rezervlerini artırma yoluna gitti. İç piyasadaki yerli yatırımcılar açısından gram altın, dünyadaki merkez bankalarının yarattığı güçlü ons talebi ile içerideki döviz kuru ve enflasyon baskısının birleşmesiyle uzun vadede çift taraflı bir yükseliş potansiyeli barındırıyor. Küresel rezerv sistemindeki bu kırılma, altını fiyat düşüşlerinde bile merkez bankalarının topladığı yapısal bir varlığa dönüştürüyor.





