İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Bitlis’te düzenlenen 4. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’nde yaptığı konuşmada, kriz dönemlerinde bilgi boşluğunun önlenmesi ve dezenformasyonla mücadeleye dikkat çekti.
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) ile Muş Alparslan Üniversitesinin iş birliğiyle düzenlenen “4. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi”, “Risk Çağında Kırılganlık, Kriz ve Dirençlik” temasıyla gerçekleştirildi.

BEÜ konferans salonunda düzenlenen kongrede konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, teknolojinin ve küreselleşmenin insanlığa mutlak bir kontrol getirmek yerine büyük bir belirsizlik ve risk ortamı oluşturduğunu söyledi.
İnsanlığın tarih boyunca kırılma dönemlerinde en büyük sınavlarından birini belirsizlik karşısında verdiğini belirten Yiğitbaşı, günümüzde karşı karşıya kalınan tehditlerin ise geçmişteki tekil tehdit kalıplarıyla açıklanamayacağını ifade etti.
Yiğitbaşı, “Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız sınavları geçmişin tekil ve somut tehdit kalıplarıyla açıklamak da mümkün değil. Çünkü karşımızda sınırları aşan, fiziki sahayla dijital mecraları iç içe geçiren, asayiş riskleriyle siber müdahaleleri, iklim krizleriyle toplumsal manipülasyonları aynı anda devreye sokan karmaşık ve hibrit bir tehdit mimarisi bulunmaktadır. Çağımızda kırılganlık, tehditlerin yalnızca çeşitlenmesinden kaynaklanmıyor asıl dönüşüm, tehditlerin fiziksel ve dijital alanlar arasında hızla hareket edebilmesidir. Bir suç dijital ortamda başlayıp fiziksel dünyada yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor ya da sahadaki küçük bir olay aynı zamanda dijital mecralarda büyütülerek toplumsal bir krize dönüştürülebiliyor.” dedi.
“Gençler radikalleşme ağlarının kucağına itilebiliyor”
Dijital mecralardaki tehditlere de değinen Yiğitbaşı, özellikle gençlerin çevrim içi ortamlarda karşılaşabileceği risklere dikkat çekti.
Yiğitbaşı, “Süreçlerin en yakıcı tarafı hepimizin bizzat şahit olduğu sokakta, okulda ve günlük hayatta evlatlarımızın kendi odalarında bir ekranın karşısında yalnızlaşırken dijital mecralardaki görünmez algoritmalar ve sinsi tehditlerle de ne yazık ki radikalleşme ağlarının kucağına itilebilme tehlikesidir.” ifadelerini kullandı.
Aşırı ideolojilerin çevrim içi propagandalarının uzun vadede gençlerin sosyal normlara uyumunu, sorumluluk bilincini ve aile kurumunun dayanıklılığını etkileyebileceğini belirten Yiğitbaşı, bu alanlarda akademik çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
“Geleceğin kolluk kapasitesi daha erken görme kapasitesidir”
İçişleri Bakanlığı olarak yeni nesil güvenlik anlayışını geliştirdiklerini ifade eden Yiğitbaşı, risklerin kaynağında erken tespiti, suçun dijital izlerinin analiz edilmesi, önleyici müdahale ve kriz dönemlerinde doğru iletişimin önemine işaret etti.
Yiğitbaşı, “Fiziksel alan ile dijital dünya arasındaki sınırların eridiği bu dönemde, İçişleri Bakanlığı olarak hayata geçirdiğimiz yeni nesil güvenlik anlayışımız riskin kaynağında erken tespit edilmesinden suçun dijital izlerinin analiz edilmesine, tehdit sokağa taşınmadan önleyici müdahale araçlarının devreye sokulmasından kriz anlarında kamuoyuna şeffaf ve doğru güvenlik iletişiminin sağlanmasına kadar uzanan dört temel sütun üzerine çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz. Bu dört sacayağı üzerinde yükselen vizyonumuzla sahadaki güçlü varlığımız kadar bakanlığımızın analiz kapasitesini de günden güne güçlendiriyoruz. Çünkü yeni nesil güvenlik ortamında suçun kendisi kadar suçun işaretleri de önemlidir. Bir sosyal medya hesabındaki şüpheli hareketlilik, belirli bir bölgede artan ihbar grafiği örneği, suç örgütlerinin kullandığı yeni yöntemler veya kriz dönemlerinde dolaşıma sokulan manipülatif içerikler doğru analiz edildiğinde daha büyük bir riskin erken göstergeleri olabilir. Geleceğin kolluk kapasitesi yalnızca daha fazla müdahale etmek değil aynı zamanda daha erken görme kapasitesidir.” dedi.
Mülki idare personeli, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, AFAD ve Göç İdaresi başta olmak üzere birçok kurumla çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Yiğitbaşı, şehirlerin, mahallelerin, suç örgütlerinin dijital yapılanmalarının ve sanal mecraların risk haritalarının çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.
AYDES ve KADES vurgusu
Afet yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri üzerine kurulan AYDES uygulamasının önemine de değinen Yiğitbaşı, afet öncesi hazırlıktan acil müdahaleye, hasar tespitinden hak sahipliği süreçlerine kadar çalışmaların dijital ortamda tek merkezden yürütüldüğünü anlattı.
Kadınların korunmasına yönelik KADES uygulamasına ilişkin de bilgi veren Yiğitbaşı, uygulamayı indirenlerin sayısının 10 milyonu aştığını belirtti.

“Hiçbir kriz tek bir disiplinin alanına sığmaz”
Bitlis Valisi Ahmet Karakaya da kongrenin temasının önemine değindi.
Karakaya, “Bu topraklar, nice sınavlardan birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla güçlenerek çıkılmıştır. Kongrenin teması olan her disiplinin riske ve krize bakışı bu yüzden çok isabetlidir. Çünkü hiçbir kriz tek bir disiplinin alanına sığmaz. Afet yönetimi, şehir planlama ve siber güvenlik gibi alanlarla psikoloji, tarih, sosyoloji, iktisat, hukuk ve iletişim gibi sosyal bilimlerin ortak akılda buluşması geleceğe dair en güçlü güvencemizdir.” dedi.
BEÜ Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş ise kongrede beşeri problemlerden kaynaklanan krizlerin kapsamlı şekilde ele alınacağını belirterek, “Beşeri problemlerle ilgili krizler ortaya çıkmaktadır. Bu kongrede çok kıymetli bildirilerle bu konu enine boyuna tartışılacak. İki gün boyunca burada 150 civarında bildiri sunulacak.” ifadelerini kullandı.
Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Kıvanç Demirci’nin konuşmasının ardından Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alican, “Sosyal Bilimler Nedir” başlıklı sunum gerçekleştirdi.
Kongreye Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, kurum amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.




