Güneş, yürürlükteki mevzuatlar ve hobi bahçelerine yönelik kısıtlamalar nedeniyle Yapı Kayıt Mağdurları da dahil edildiğinde toplamda 8 milyona yakın insanın doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendiğini ifade etti.
6360 SAYILI KANUN VE İMAR DÜZENLEMESİ EKSİKLİĞİ
Meseleye yalnızca hafta sonları vakit geçirilen hobi alanları olarak bakılmaması gerektiğinin altını çizen Fatih Güneş, krizin temelinde yasal düzenlemelerin yetersizliğinin yattığını belirtti. 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile birlikte binlerce köyün bir gecede mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Güneş, bu dönüşüm yaşanırken gerekli imar planlarının ve alt altyapı düzenlemelerinin zamanında yapılmadığını vurguladı. Atadan ve dededen kalan mülklere idareler tarafından kapı numaraları verildiğini, resmi aboneliklerle elektrik, su ve doğalgaz bağlandığını belirten Güneş, yıllar sonra gelen yıkım kararlarının hukuki ve mantıksal bir izahının bulunmadığını kaydetti.

AFET DÖNEMLERİNDEKİ KRİTİK ROL VE VİCDAN YARALAYAN UYGULAMALAR
Kırsaldaki bu bahçeli evlerin olası felaket anlarında stratejik bir sığınak işlevi gördüğünü vurgulayan Güneş, Kahramanmaraş ve Hatay depremlerini örnek gösterdi. Büyük afet sırasında bahçeli ev sahiplerinin depremzedeleri aylarca bu mülklerde misafir ettiğini ve dönemin mülki idarecilerinden teşekkür aldığını ifade eden Güneş, bugün ise aynı evlerin yıkılmasıyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi. Vatan için gazi olmuş vatandaşların dahi evlerinin yıkıldığını ve elektriksiz bırakıldığını belirten Güneş, idarelerin kanun çıkarırken kaç kişinin mağdur olacağını önceden hesaplaması gerektiğini ve uygulamanın toplum vicdanını derinden yaraladığını sözlerine ekledi.




