Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından, 2022 yılında UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne kaydedilen “Ahlat Taş İşçiliği Geleneği”nin korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla “Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği Çalıştayı” düzenlendi.
Ahlat Öğretmenevinde gerçekleşen çalıştay Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Turizm uzmanı Ahmet Tan tarafından çalıştay raporu sunuldu.
“Ahlat taş işçiliğinin UNESCO tarafından tescillenmesi oldukça kıymetli”
Ardından bir konuşma yapan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, “Evet, bir şehir sadece sokak cadde değil elbette tarihten gelen binalarıyla yansıyan kültürüyle vardır. İşte bu çerçevede baktığımızda kadim şehrimiz Bitlis ve Kubbet’ül İslam şehrimiz Ahlat gerçekten geleneksel taş işçiliğinin, taş ustalığının zirve yaptığı bir noktada yer alıyor. Ben yürekten teşekkür ediyorum. Kıymetli akademisyenlerimiz ve emeği geçenlere 2022 yılı itibariyle Ahlat taş işçiliğinin tescillemiş durumda UNESCO marifetiyle. Oldukça kıymetli. Gerçekten kümbetlerinden tutun köprülerine, mezar taşlarına kadar Ahlat muhteşem bir tarihsel sanat eserlerinin birlikte bulunduğu bir ilçemiz. Bu çerçevede kıymeti elbette her zaman biliniyordu ama geldiğimiz dönemde artık bu hususlar çok daha ön plana çıktı.
Bunun profesyonel bir elle ve uzman görüşüyle kesinlikle çalışılması ve gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Valilik olarak üniversitemizle Kaymakamlıklarımızla, belediyelerimizle ciddi anlamda taş işçiliğine, taş ustalığına değer veriyoruz ve gelecek nesillere aktarılması için gayret sarf ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda örneğin Bitlis'teki taş işçiliği, taş ustalığıyla ilgili bir belgesel çekimini İstanbul Ticaret Üniversitesiyle birlikte gerçekleştirdik ve İstanbul'da AKM'de bunun yayınlanmasını sağladık.
Tabii değerli arkadaşlar Bitlis'in, Ahlat'ın taş işçiliği sadece kendi sınırlarıyla da kalmamış. İşte biliyorsunuz burada zaten bu işin uzmanları var. Taa Sivas Divriği'deki, Erzincan'daki, Tercan'daki tarihi yapılarda da Bitlisli, Ahlatlı ustaların eserlerini görüyoruz.
Elbette taş işçiliği meşakkatli bir iş. Taş ocağından taşı çıkarmaktan tutun o taşın sanatsal değeri olacak şekilde işlenmesi, gelecek nesillere aktarılması oldukça kıymetli bir iş.
Zaten bir ülkenin, bir şehrin kültürünü, kültürel zenginliğini yaşatmak için yapılan en güzel işlerden birisi o şehrin mimarisine dokunmaktır. Çünkü yüzlerce yıl, bazen bin yılı aşan sürelerde bu taş işçiliğiyle, taş ustalığıyla gerçekleştirilen eserler gelecek nesillere aktarılabiliyor.
Bu çerçevede bizim koruma gibi bir görevimiz var. Hem kamu, hem özel sektör, hem efendim vatandaş nezdinde bu eserleri gelecek nesillere aktarmak için bu bilinç içerisinde olmamız lazım. İşte biz de Bitlis il genelinde restorasyonlar noktasında çok önemli mesafeler kat ettik. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün, Kültür Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar oldukça kıymetli.
Bunlara belediyelerimiz de elinden geldiğince destek veriyor ve aslında bir hemşehrilik bilinci ve hukuk oluşturmak için de bu eserler çok kıymetli. Yani bir eseri gördüğünüz zaman nerede olduğunuzu anlıyorsanız orada bir aslında bir kimlik vurgusu vardır. Orada bir aidiyet hissiyatı oluşur.
İşte bu çerçevede biliyoruz ki Bitlis özellikle Ahlat ilçemiz çok şanslı ve çok ön planda ilçemiz. Tabii çok sayıda tarihi eserimiz var. Türkiye'de en fazla tescilli esere sahip illerden birisiyiz. Bunların korunması, mümkünse restorasyonu çok kıymetli. Anıt eserlerin restorasyonu noktasında Bitlis genelinde oldukça mesafe kat etmiş durumdayız. Elbette yapılacak daha çok iş var ama yapılan da güzel işler var gerçekten. Yani bu bölge aslında taşın artık bir sanat eserine dönüştüğü çok kıymetli bir bölge.
Bizim de bu taş işçiliğini geliştirmemiz, bir meslek olarak gelecek nesillere aktarmamız için mutlaka yapılacak çalışmalar var. Az önce de bahsettiğim gibi hem tarihi mekanların restorasyonları hem de yeni yapılacak binaların mümkün olduğunca bu taş işçiliğinin de kullanılarak yapılması.
Yani tamamen baştan aşağıya eski usul taşla yapamayabiliriz çünkü çağın bazı getirdiği zorluklar var ama bütün binalarımızda yörenin bir izinin bulunması gerekir diye düşünüyorum.
Yani mimarlarımız elbette bu konuları bizlerden daha iyi bilirler ama bazen bir binaya öyle bir dokunuş yaparsınız ki evet moderndir, işte güncel ihtiyacı karşılar ama o yörenin de izlerini taşır ve gençlerimize, gelecek nesillere o mirası yansıtır.
Bu çerçevede ben bu çalıştayda emeği geçen üniversitemize, kaymakamlığımıza, belediyemize, Kültür Müdürlüğümüze, Vakıflar Bölge Müdürlüğümüze, buradaki kıymetli akademisyen hocalarımıza ve elbette değerli taş ustalarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
İnşallah dediğimiz gibi bu ecdat yadigarı taş mimarisinin taş medeniyetinin korunduğu, daha da geliştirilerek devam ettirildiği bir dönem için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Emeği geçen herkese yürekten tebrik ediyorum. Çalıştayımızın hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum” dedi. Daha sonra çalıştay karşılıklı görüş alışverişleriyle devam etti.
Çalıştaya Bitlis Vali Yardımcısı Bitlis Vali Yardımcısı Tarık Safa Kahveci, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Necmettin Elmastaş, Ahlat Kaymakamı Özgür Kaya, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, kurum amirleri, taş ustaları ve el sanatkarları ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.




