Ahlatlı tarihçi Dr.Mustafa Köksal, yaptığı kapsamlı değerlendirmede, yapının mimarisi, tarihi kaynaklar ve İslam defin geleneği dikkate alındığında "Keşiş Kümbeti" olarak adlandırılmasının doğru olmadığını belirterek, kümbetin "Ahlatşahlar Kümbeti" olarak anılmasının daha isabetli olacağını ifade etti."Keşiş Kümbeti" isminin dayanağını anlattı

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Dr. Köksal, şöyle dedi: “Ahlat’ın önemli mimari yapılarından birsi İkikubbe Mahallesindeki Keşiş Kümbeti olarak bilinen yapıdır. Kümbetin yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Keşiş kümbeti denmesinin sebebi de Ermeni tarihçi Vardan’nın kitabında yer alan bir kayda dayandırılmaktadır. Ermeni tarihçi Müverrih Vardan hadiseyi şu şekilde aktarmaktadır: ‘Papaz Avet, dul ve yetimlere himmet eder ve onların ihtiyaçlarını şahsi müdahalesi ile, zenginlerden kabil olduğu kadar temin ederdi. Papaz o kadar şöhret kazandı ki pek çok kimseler onun yanına gelirlerdi. Papaz Avet Manazkert’e (Malazgirt) kadar geldi. Ahlatşahlar hükümdarı II. Sökmen onu büyük merasimle karşıladı ve duasını istirham ederek onu büyük hürmetle şehre aldı. Papaz Avet ahlaksız ruhanileri şiddetle ayıplardı, bunun için hasımları onu II. Sükmene şikâyet ederek Rum imparatoruna casusluk suçu ile itham ettiler. Bunun üzerine, Papaz Avet taşa tutularak öldürüldü. Katledilmiş olan papazın üzerine, üç gün ve üç gece nur doğdu. II. Sökmen bunu gördü, bu aziz adamın öldürüldüğüne son derece pişman oldu ve onun mezarına ve kemiklerine hürmet edilmesini emretti.’ şeklindeki kayda dayanılarak kümbete Keşiş Kümbet adı verilmiştir.”

"Bu anlatım tarihi ve dini gerçeklerle örtüşmüyor"

Dr. Köksal açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Oysa ki; II. Sökmen, öldürdüğü bir keşişin (Papazın) mezarına ve kemiklerine hürmet gösterilmesini Müslüman halkına asla emretmez. Ayrıca bir papazın (keşişin) öldükten sonra üzerine nur doğduğu tarih boyunca ne görülmüş ne de duyulmuştur. Yine II. Sökmen’in bir papazdan dua etmesini isteme de İslâm inancına uygun bir davranış değildir. Ermeni Tarihçi Vardan’nın bu sözleri tamamen yanlış ve maksatlı sözlerdir. Kendi tarihimizi kendi öz tarihçilerimizden değil de sadece Batılı ve Ermeni kaynaklarından öğrenirsek bu tür yanlış bilgilerin bize empoze edilmesi her zaman için kaçınılmazdır. Ermeni tarihçi Vardan’ın eserinde sözünü ettiği papazın mezarının bu kümbet olduğuna dair herhangi bilgi de bulunmamaktadır.”

"Kümbetin mimarisi Türk-İslam geleneğini yansıtıyor"

Dr. Köksal, kümbetin mimari yapısının ve defin şeklinin Hristiyan geleneğiyle bağdaşmadığını belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kümbetin üzerinde herhangi bir kitabe bulunmadığı için kümbetin kime ait olduğu konusu bugün hala sırrını korumaktadır. Ancak kümbetin mimarisine bakıldığında Türk-İslâm mimarisinin zarif örneklerinden biri olduğu aşikârdır. Akıllara gelen ilk soru şudur. Eğer mezar bir papaza ait ise neden bir Hristiyan bir papaz için, Müslüman inancına, töresine göre bir türbe yapıldı ve mezar odasında medfun olan şahıs İslâmî geleneklere uygun bir şekilde defnedildi? Sorunun cevabı basit aslında kümbetin yapılış tarzı ve cenazenin defnediliş şekli orada yatan zatın Müslüman Türk bir devlet adamı olduğunu göstermektedir. Türk İslâm kültüründe kümbetler genel olarak büyük devlet adamları için yaptırılan yapılardır. Kümbetin yapılış tarzı tamamen Türk-İslâm mimarisi formatında olduğunu gösterirken orada yatan kişinin Hıristiyan bir papaz olduğuna dair herhangi bir emare de bulunmamaktadır. Kümbetin XII-XIII. yüzyıl veya XIV-XV yüzyılda Karakoyunlular döneminde yapıldığına dair farklı görüşler bulunsa da bölgedeki Müslüman Türk hâkimiyeti göz önüne alındığında yapının bir Keşişe (Papaz) bir vefa göstermek için yapıldığını söylemek mümkün değildir.”

"Ahlatşahlar hükümdarlarından birine ait olması kuvvetle muhtemel"

Açıklamasının son bölümünde Ahlatşahlar Devleti'nin tarihine değinen Dr. Köksal, şu değerlendirmede bulundu: “Şimdi dikkatinizi başka bir hadiseye çekmek isterim. Ahlatşahlar Devleti’nin başkenti Ahlat olan ve sınırları Tebriz’e kadar uzanan ve 107 yıl hüküm süren Doğu Anadolu’da kurulmuş bir Türk Devleti’dir. İbnü’l Esir’de yer alan kayıtlara göre Ahlatşahlar Devleti’nin kurucusu I. Sökmen’in (Sökmen el-Kutbî) Haçlılara karşı yapılan seferden geri döndüğünde yolda hastalanarak vefat etmiş ve naaşı Ahlat’a getirilerek defnedilmiştir. Ardından Ahlatşahlar tahtına çıkan oğlu Zahirüddin İbrahim 16 yıl hüküm sürmüş ve Ahlat’ta hayata gözlerini yummuştur. Yerine geçen oğlu II. Sökmen ise yaklaşık 57 yıl tahta kaldığı süre zarfında Ahlat, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda en parlak dönemini yaşamıştır. II. Sökmen 1185’de 64 yaşında vefat etmiş ve cenazesi yine Ahlat’ta defnedilmiştir. Ahlatşahlar döneminde yaşayan tarihçi İbnü’l Ezrak eseri Tarih-i Meyyafarikin’de 1185’de vefat eden II. Sökmen’in bizzat cenaze törenine katıldığını ve muhteşem bir tören ile defnedildiğini kaydetmektedir. Söz konusu olan Kümbet; Ahlat Şahlar Devleti’nin kurucusu olan Sökmen el-Kutbî, Sökmen el-Kutbî’nin oğlu Zahirüddin İbrahim veya Zahirüddin İbrahim’in oğlu II. Sökmen’e ait olduğu kuvvetle muhtemeldir. Kaynakların verdiği bilgilerden hareketle kümbetin mimarisi ve konumu (kıble yönünü) de göz önüne alırsak orada medfun olan kişinin Ahlatşahlar Hanedanlığına mensup hükümdarlardan biri olabileceğini tahmin etmekteyiz. Bu yüzden kümbetin adının Ahlatşahlar Kümbeti olarak anılmasının daha doğru olacağını düşünmekteyiz.”

Kaynakça

İbnü’l Esîr, el- Kamil fi’t- Tarih, çev. Abdulkerim Özaydın- Ahmet Ağırakça, c.10-11, Bahar Yayınları, İstanbul, 1991.

İbnü’l Ezrak. Tarih-i Meyyâfarikîn ve Âmid. nşr. Bedevi Abdullatif Avad, Kahire 1959

Kaymakam Kaya ve Başkan Gülmez’den Kur’an Kursu ziyareti
Kaymakam Kaya ve Başkan Gülmez’den Kur’an Kursu ziyareti
İçeriği Görüntüle

Osman Turan. Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi. Ötüken Neşriyat, İstanbul 2013

Rahmi Tekin, Türk Tarihinde Ahlat, Gece Kitaplığı, İstanbul, 2018.

Vardan. “Türk Fütühatı Tarihi (889-1269)” çev. Hrant D. Andreasyan, Tarih Semineri Dergisi, C. I, 1937

Muhabir: Murat HAKSEVER