İki araştırmacının buluşmasında karşılıklı kitap takdimi yapılırken, kültürel mirasın korunması ve Almanya’daki Türk toplumuna yönelik ortak projeler de değerlendirildi.

Ahlat kültürü Almanya’da tanıtıldı

Kavurucu sıcaklarda serinliğin adresi Ahlat iskelesi oldu
Kavurucu sıcaklarda serinliğin adresi Ahlat iskelesi oldu
İçeriği Görüntüle

Almanya'nın Würzburg kentinde gerçekleşen buluşmada, Dr. Zafer Gülsar'ın Ahlat'ın Orta Çağ kültürünü konu alan kitapları Dr. Latif Çelik'e, Dr. Latif Çelik'in kaleme aldığı "Almanya Türkleri" adlı eseri ise Dr. Zafer Gülsar'a takdim edildi.

Kültürel miras ve göç olgusunun farklı yönlerinin ele alındığı görüşmede, iki araştırmacı bilgi ve fikir alışverişinde bulundu."Ahlat, medeniyet mirasıyla yaşayan şehirlerden biridir"

Ziyaretle ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Zafer Gülsar, Ahlat'ın tarih boyunca ilim, sanat ve kültür merkezi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Bazı şehirler vardır; sadece taşlarıyla, sokaklarıyla ya da tarihî yapılarıyla değil, yetiştirdiği ilim insanları, sanatkârları ve bıraktığı medeniyet mirasıyla yaşar. Ahlat da bu şehirlerin en seçkin örneklerinden biridir. Ahlatşahlar döneminden itibaren bilim, sanat ve kültür alanında önemli bir merkez hâline gelen şehir, bu özelliği nedeniyle tarih boyunca "Kubbetü'l-İslâm" unvanıyla anılmıştır. Ahlat'ın sahip olduğu kültürel miras, yalnızca geçmişin hatırası değildir; günümüze ulaşan ve geleceğe taşınması gereken büyük bir medeniyet birikimidir. Selçuklu Meydan Mezarlığı'nda bulunan yaklaşık dokuz bin tarihî mezar taşı ve sanatsal eser ile yirmiye yakın anıtsal kümbet, Türk-İslam sanatının en seçkin örneklerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu eşsiz mirasın UNESCO Dünya Mirası sürecinde yer alması da Ahlat'ın evrensel kültür tarihindeki önemini açıkça ortaya koymaktadır.”

Göçün kültürel boyutuna dikkat çekti

Gülsar, Türkiye'den Almanya'ya başlayan işçi göçünün sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir yolculuk olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Kültür, yalnızca bulunduğu coğrafyada yaşamaz; insanlarla birlikte yolculuk eder. Nitekim 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'den Almanya'ya başlayan işçi göçü, sadece ekonomik bir hareketlilik değil, aynı zamanda kültürel bir taşınma sürecini de beraberinde getirmiştir. Anadolu'nun farklı bölgelerinden Avrupa'ya giden vatandaşlarımız, geleneklerini, yaşam biçimlerini, mutfak kültürlerini, inançlarını ve toplumsal değerlerini de gittikleri ülkelere taşımışlardır. Bu süreci bilimsel yönleriyle ele alan isimlerden biri olan Dr. Latif Çelik, kaleme aldığı Almanya Türkleri adlı eserinde, Almanya'ya yapılan Türk göçünün tarihsel gelişimini, sosyal yapısını ve kültürel dönüşümünü ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Göç olgusunu yalnızca ekonomik yönüyle değil, kültürel ve sosyolojik boyutlarıyla da değerlendiren bu çalışma, alanda önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Diğer taraftan, Dr. Zafer Gülsar da Orta Çağ Ahlat'ının kültürel mirasını konu alan çalışmalarıyla, Ahlat'ın tarihî ve kültürel değerlerini bilimsel araştırmalar ışığında gün yüzüne çıkarmaktadır. Selçuklu mezar taşları, kümbetler, Ahlat taş işçiliği ve bölgenin kültürel mirası üzerine hazırladığı eserler, yalnızca yerel tarih açısından değil, Türk kültür tarihi bakımından da önemli katkılar sunmaktadır.”

Almanya’da kültür söyleşileri planlanıyor

İki araştırmacının buluşmasının yeni projelere de kapı araladığını belirten Gülsar, şu değerlendirmelerde bulundu: “10 Temmuz 2026 tarihinde Almanya'nın Würzburg kentinde gerçekleştirilen anlamlı bir buluşmada, Dr. Zafer Gülsar'ın Ahlat'ın Orta Çağ kültürünü konu alan kitapları, Dr. Latif Çelik'e; Dr. Latif Çelik’in kaleme aldığı Almanya Türkleri konulu kitabı Dr. Zafer Gülsar’a karşılıklı olarak takdim edildi. Bu buluşma, iki araştırmacının ortak ilgi alanı olan kültürel miras ve göç olgusunun farklı yönlerini bir araya getiren önemli bir fikir alışverişine de zemin hazırladı.

Yapılan değerlendirmelerde, Almanya'da yaşayan Türk toplumunun kültürel değerlerini koruması, yeni nesillere aktarması ve kültürel aidiyet bilincinin güçlendirilmesi amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti'nin Almanya'daki başkonsolosluğunun desteği alınarak ilkbahar aylarında kültür söyleşileri düzenlenmesi yönünde görüş birliğine varıldı. Planlanan bu söyleşilerde; Türk kültürünün oluşması, Türk göçünün tarihsel serüveni, kültürel kimliğin korunması, entegrasyon süreçleri, kültürel uyum, kuşaklar arası iletişim ve Anadolu'nun köklü medeniyet merkezlerinden biri olan Ahlat'ın tarihî mirası gibi konular ele alınacaktır. Böylece göç olgusunun yalnızca ekonomik yönü değil, kültürel süreklilik açısından taşıdığı önem de bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirilecektir.”

"Kültürün sınır tanımayan gücü"

Gülsar, açıklamasının sonunda kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: “Kültürel miras, korunabildiği ve gelecek kuşaklara aktarılabildiği ölçüde yaşayabilir. Ahlat'tan yükselen tarihî ve kültürel birikimin Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız aracılığıyla yeni coğrafyalara taşınması, kültürün sınır tanımayan gücünü göstermektedir. Bir tarafta Kubbetü'l-İslâm unvanını asırlardır taşıyan Ahlat, diğer tarafta Avrupa'da yarım asrı aşan Türk varlığı… Bu iki tarihî süreci ortak bir zeminde buluşturan çalışmalar, kültürün milletleri birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bugün Ahlat'ın taşlarına işlenen medeniyet ile Almanya'da yaşatılan Türk kültürü arasında kurulan bu gönül köprüsü, geçmişten geleceğe uzanan kültürel sürekliliğin en anlamlı örneklerinden biri olma yolunda ilerlemektedir.”

Muhabir: Murat HAKSEVER