Özellikle bedensel engellerin yanı sıra, psikiyatrik hastalıkların da bu kapsamda değerlendirilmesi, binlerce çalışan için umut ışığı oluyor. SGK verilerine göre, kanser hastalıklarının ardından psikiyatrik kökenli rahatsızlıklar, malulen emeklilik başvurularında ikinci sırada yer alıyor. Peki, hangi psikolojik tablolar SGK nezdinde "çalışma gücü kaybı" olarak tanımlanıyor ve emeklilik hakkı doğuruyor?
Malulen Emekliliğin Yol Haritası: Şartlar Neler?
İsa Karakaş’ın altını çizdiği üzere, malulen emekli olabilmek için kişinin çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiğinin sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi gerekiyor. Bu noktada sigorta başlangıç tarihi kritik bir rol oynuyor. Hastalık, sigorta girişinden sonra ortaya çıkmışsa iki temel seçenek devreye giriyor. Birincisi malulen emeklilik; ikincisi ise engelli emekliliği. Malulen emeklilikte 10 yıl sigortalılık süresi ve 1800 gün prim şartı aranırken, engelli emekliliğinde bu süreler 15 yıldan başlayıp kademeli olarak artıyor. Ancak başkasının bakımına muhtaç olacak kadar ağır bir maluliyet söz konusu olduğunda, 10 yıllık sigortalılık süresi şartı bile aranmadan işlem yapılabiliyor.
SGK'nın Psikiyatrik Hastalıklar Cetveli
SGK'nın yayınladığı güncel listede psikiyatrik hastalıklar oldukça detaylı bir şekilde sınıflandırılıyor. Zekaya ilişkin durumlardan, şizofreninin alt tiplerine; bipolar bozukluktan, tedaviye dirençli depresyona kadar geniş bir yelpaze "çalışma gücü kaybı" kriteri olarak kabul ediliyor. Özellikle şizoaffektif bozukluklar, sanrılı bozukluklar, atipik psikozlar ve beyin işlev bozukluğuna bağlı davranışsal sorunlar, profesyonel heyetler tarafından titizlikle inceleniyor. Liste, sadece hastalığın adını değil, hastalığın "tedaviye dirençli" olup olmadığını ve kişinin çalışma kapasitesini ne oranda kısıtladığını baz alıyor.
Tedaviye Direnç Kriteri: "Belgelendirme Şart"
Psikiyatrik rahatsızlıklarda maluliyet kararı verilirken en önemli kıstas, uygulanan tedavilere rağmen işlevselliğin düzelmemesidir. Örneğin, kronik obsesif kompulsif bozukluk veya tedaviye dirençli depresyon vakalarında, hastanın en az bir psikoterapi yöntemiyle birlikte, belirtilen dozlarda ilaç kullanımı ve elektrokonvülsif tedavi (EKT) gibi yöntemlere rağmen iyileşmediğinin tıbbi evraklarla ispatlanması gerekiyor. Yani "kendimi kötü hissediyorum" beyanı tek başına yeterli değil; SGK, hastalığın kronikleştiğini ve bireyin çalışma hayatını sürdüremediğini somut tıbbi verilerle görmek istiyor.