Savcılık kayıtlarına göre bazı araçlar Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra normal prosedürlerin dışına çıkarıldı. Tescil edilmemesi gereken bu araçlar, Türkiye’de daha önce ağır hasar kaydı bulunan araçların kimlik bilgileriyle sisteme dahil edildi.
EVRAKTA TEMİZ, GERÇEKTE SAHTE
Bu yöntemle araçların ruhsatları, muayene kayıtları ve noter satış belgeleri sistemle birebir uyumlu hale getirildi. Alıcı açısından bakıldığında araç tamamen yasal görünüyordu. Ancak fiiliyatta trafikte kullanılan araç, ruhsattaki araçla aynı değildi.
ZİNCİRLEME GÜVEN, ZİNCİRLEME HATA
İddianamede muayene, noter ve trafik tescil sistemlerinin birbirine güvenerek çalıştığı vurgulandı. Muayene yalnızca mekanik uygunluğu denetlediği için şasi numarasının gerçekten o araca ait olup olmadığı sorgulanmadı. Noter, muayene raporuna; trafik tescil ise noter işlemine dayanarak süreci tamamladı.
CHANGE OLDUĞU YILLAR SONRA ANLAŞILDI
Araçların “change” olduğu ancak kriminal teknik incelemelerle tespit edilebildi. Üniversitelerden alınan bilirkişi raporlarında şasi ve motor numaralarının sonradan müdahaleyle değiştirildiği belgelendi.
ALICILAR TAMAMEN MAĞDUR OLDU
Soruşturma dosyasına göre yaklaşık elli vatandaş, bu araçları bilmeden satın aldı. Hiçbiri yasa dışı bir bağlantıya sahip değildi. Resmi evraklara güvenerek alışveriş yapan bu kişiler, araçlarına el konulmasıyla hem maddi hem hukuki mağduriyet yaşadı.
SAVCILIKTAN DİKKAT ÇEKEN SUÇ TANIMI
Savcılık, yaşanan süreci “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” kapsamında değerlendirdi. Dosya, ikinci el araç piyasasında güvenlik mekanizmalarının yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koydu.