"Bugün Amerika başta olmak üzere siyonizm tarafından yönetilen ve evanjelizmin etkisi altında olan ülkeler parasal gücü elinde bulundurmakta, bu parasal güç sayesinde teknolojik anlamda savunma Sanayi yatırımlarını en üst düzeyde tamamlamış bulunmaktadırlar.
Bunlarla mücadele etmek mümkün mü?
İslam ülkeleri olarak maalesef Osmanlı Devletinden sonra bir türlü maddi gücü elimizde bulundurmadığımız gibi, zahiren bunlarla mücadele edebilmek için teknolojik anlamda da gözle görülür bir ilerleme katedemedik. Bunu yapamadığımız gibi bir de üstüne haset, çekememezlik, dünyevi hırslar, çeteleşmeler, aşiretçilik gibi sorunlar içten içe bizi daha çok gerisin geri götürdü ve ulus devletçilik anlayışının da etkisi ile küçük ülkelere bölündük. Bu da yetmedi daha da küçük ülkelere bölünmek için siyonizmin de fitneleri ile elimizden gelen bütün gayreti gösterdik malesef göstermekteyiz.
Öte yandan, tüm bu durumların farkında olup insanları bilinçlendirmek için gecesini gündüzüne katan bazı liderlere karşı da maalesef kayıtsız kalmış olmamız neticesinde bu liderler ya suikaste kurban gitti veya anlaşılmadan öbür dünyaya…
Sonrası mı?
Açlık, sefalet, terörizm, kısır çekişmeler, darbe, kan, gözyaşı, acı…
Bir önceki yazımızda siyonizmin amentü ve hedeflerini anlatmıştık. Peki bu hedeflerin gerçekleşmemesi için müslümanların içerisinde bulunduğu zillet durumundan kurtulmaları için ne yapmalı?
Susup içinde bulunduğu duruma rıza mı göstermeli?
Elbette hayır!
Düşman ne kadar güçlü, elindeki teknolojik imkanlar ne kadar ulaşılmaz olursa olsun bizim de amentülarımızın da olduğunu asla aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.
Nedir bu amentular?
Bir kere, mutlak güç ve kudret sahibi yalnız Cenabı Allah’tır deyip. İnancımıza, akidemize, dinimize, tarihimize sımsıkı sarılmak mecburiyetinde olduğumuzu asla unutmayacagiz. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunun bilincinde olarak, bizden öncekilerin de başlarına gelen bu hadiselerden nasıl kurtulduklarını iyi bileceğiz.
Nemrut’tan , Firavundan, Haşhaşiler’den, Moğollardan, Cahiliyeden, Haçlılardan ve daha nice nice beladan ve süper güçten inananları kurtaran Allah, kendi ipine sarılanları siyonizm belasından da mutlaka kurtaracaktır.
Asla yese düşmeyip ümit var olacağız.
Kendimiz için değil kardeşimiz için yasayacagiz.
Karşımızdaki düşmanı bütün yönleriyle tanıyacağız.
Hangi dile, ırka ve mezhebe bağlı olursa olsun Müslümanım diyen herkesi kardeş bileceğiz. Irkçılığı ayaklarımızın altına alıp ezeceğiz.
Düşmanın silahından daha üstün silahlarla silahlanacağız.
Daha küçük gruplara bölünmek yerine vahdet anlayış esas alıp, İslam birliğini mutlak suretle kuracağız.
Önce kendi çocuklarımızdan başlamak üzere, insan yetiştireceğiz.
Ve bileceğiz ki; “Onların dağları yerinden oynatacak güçleri olsa dahi Allah dilemedikçe hiçbir şey yapamazlar.” (İbrahim 46), biz inanıyoruz ki; “Allah bize yardım eder, Allah bize yardım ettiği zaman yalnız biz galip geliriz hiç kimse bize galip gelemez.”(Ali İmran 160)"