Ekonomi

Emekli maaşını artırmanın yolu açıklandı: İşte az bilinen gerçek

Milyonlarca çalışanın hayalini kurduğu emeklilik sürecinde, SGK formüllerini doğru okumak hayati bir önem taşıyor. Sosyal Güvenlik Müşaviri Emin Yılmaz, TGRT Haber Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a yaptığı özel açıklamalarda gelir maksimizasyonunun detaylarını paylaştı.

Taban aylıkların Hazine takviyesiyle 20 bin TL seviyesinde uygulandığı günümüzde, kazancını asgari ücretin yasal üst sınırı olan 9 katı üzerinden kuruma bildiren kişiler emeklilikte 100 bin TL'yi bulan devasa rakamlar elde edebiliyor. Ücretin resmi kanallar yerine elden ödenmesi ise sigortalının doğrudan emekli maaşına vurulmuş bir darbe olarak nitelendiriliyor.

SGK uzmanı, sürecin en kritik parçasının e-Devlet kayıtları olduğunun altını çizdi. Hizmet dökümlerinde gözüken S (Sahte), Ş (Şüpheli) ve K (Kontrollü) ibareleri, maaş bağlama sürecini sekteye uğratabiliyor. Hukuken bir ayın 30 gün sayılması kuralı gereğince, aynı takvim ayı içinde iki defa 30 günlük prim girilip girilmediğinin mutlaka kontrol edilmesi ve hatalı verilerin sistemden düşülmesi isteniyor.

Maaşın Kaderini Belirleyen 5 Temel Madde

Gelir kaybı yaşamadan emekli olabilmek için uzmanlar tarafından 5 değişmez kural belirlendi. İlk olarak, 2008 yılından önce sisteme girenlerin geriye dönük son 2520 gününe bakılıyor. Bu 7 yıllık periyodun en az 1261 günlük kısmının hangi sigorta kolundan (SSK ya da Bağ-Kur) yattığı, emekliliğin kurallarını belirliyor. İkinci adımda çalışanların, ellerine geçen net tutarı 3,5 ile çarparak SGK dökümündeki meblağ ile eşleştirmesi ve eksik bildirimleri yakalaması tavsiye ediliyor. Üçüncü kural ise zamanlama üzerine kurulu. Enflasyon rakamlarının düştüğü aylar dilekçe vermek için cazip görünse de, kıdem tazminatı hesapları devreye girdiğinde işlemi yeni yıla ertelemek daha kârlı sonuçlar doğurabiliyor. Dördüncü sırada borçlanma fırsatları var. Erkeklere askerlik, kadınlara doğum hakkı gibi 15 değişik formülle eksik günleri tamamlamak mümkün. Beşinci ve son kural ise aile faktörü; kişinin bakmakla yükümlü olduğu çocuk, eş, baba veya annesinin bulunması, bağlanacak olan aylıkta yüzde 5 civarında kalıcı bir artış yaratıyor.

ABO Oranları Giderek Düşüyor

Ödenecek tutarı belirleyen Aylık Bağlanma Oranı (ABO) hesaplamalarında, yasaların değiştiği üç farklı milat dikkate alınıyor. Sürece 2008 sonrasında dahil olan mesailer için uygulanan oran, her 360 gün başına sabit yüzde 2 olarak hesaplanıyor. 2000 ile 2008 yılları arasına denk gelen ödemelerde formül biraz daha karmaşık; ilk 3600 gün için yüzde 3,5, sonraki 5400 günlük kısım için yüzde 2 ve artan günler için yüzde 1,5 katsayısı tatbik ediliyor. 2000 yılından önceki en eski dönemde ise oranlar çok daha yüksek. Bu aralıkta ABO yüzde 60'tan başlayarak hesaplanıyor ve 5000 prim gününü aşan her 240 gün için orana 1 puan ilave ediliyor. Eksik günlerde ise aynı mantıkla 1 puan kesinti yapılırken, bağlanabilecek en yüksek oran yüzde 85 sınırıyla frenleniyor. Yeni çıkan her yasanın ABO çarpanlarını bir miktar daha aşağı çektiği, TÜFE ve enflasyon ile büyüme katsayılarının da bağlanacak maaşta direkt rol oynadığı belirtildi.