Enflasyon verileri ile piyasa kuru arasındaki uyumsuzluk, uzmanların radarına girmeye devam ediyor. Ekonomist Bayram Başaran’ın canlı yayında yaptığı açıklamalar, bu iki temel parametrenin gerçek hayattaki yansımalarının birbirinden koptuğunu ve bu kopuşun ekonomide ciddi bir "suni" değerleme yarattığını gözler önüne seriyor.
Gerçeklik ile İstatistik Arasındaki Uçurum
Başaran’ın vurguladığı temel nokta, mevcut kur seviyelerinin ekonomik verilerle tam bir örtüşme sağlamadığı yönünde. Ekonomide temel kural, para biriminin değerinin, ülkedeki enflasyon ve satın alma gücü paritesi ile uyumlu olmasıdır. Ancak Başaran’a göre, enflasyon rakamlarının olduğundan farklı yansıtılması veya piyasa beklentilerinin ötesinde baskılanması, kurun gerçek değerini bulmasına engel oluyor. Ekonomist, bu durumu bir "göz boyama" olarak nitelendiriyor ve Türk lirasının piyasa şartlarının gerektirdiği seviyenin çok altında, yani suni bir güçle tutulduğunu savunuyor.
Suni Değerlemenin Uzun Vadeli Bedeli
Bir para biriminin, piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde değerli tutulması, kısa vadede enflasyonla mücadelede bir araç gibi görünse de, uzun vadede ekonominin damarlarını tıkıyor. Başaran, bu durumun bir "kısır döngü" yarattığını belirtiyor. Para birimini değerli tutmak adına piyasaya müdahale etmek, hem rezervlerin erimesine neden oluyor hem de üreticiyi rekabetten koparıyor. Ekonomist, "Her şeyin doğalı iyidir" diyerek, bu yapay durumun sürdürülebilir olmadığını ve er ya da geç piyasa gerçeklerinin galip geleceğini hatırlatıyor. Piyasaların, enflasyonun üzerindeki perde kalktığında, kurun da hak ettiği gerçek noktaya geleceği beklentisi, iş dünyasındaki belirsizliği derinleştiriyor.