Ekonomi

Dev banka şaşırttı: Türkiye'yi gelecekte bekleyen riski açıkladı

Hollanda merkezli finans devi ING, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair yayımladığı son analizde çarpıcı uyarılarda bulundu. Şubat ayındaki gıda enflasyonunun ardından gözler mart ayına çevrilirken, jeopolitik şokların yarattığı sarsıntı raporda geniş yer buldu.

Küresel arenada bitmek bilmeyen fırtınalar ve krizler, yerel ekonomilerin kendi iç dinamiklerini de derinden etkilemeye devam ediyor. Dünyanın farklı köşelerinde yaşanan gelişmeler, sıradan bir vatandaşın mutfak masrafından devasa holdinglerin yatırım kararlarına kadar geniş bir yelpazede zincirleme reaksiyonlar yaratıyor. Fiyat istikrarını sağlama çabalarıyla küresel krizlerin yarattığı maliyet baskıları arasında sıkışan ekonomiler, bu türbülanslı dönemde yönünü bulmaya çalışıyor. Ekonomik gidişata dair senaryolar sürekli güncellenirken, uluslararası kurumların periyodik olarak yayımladığı raporlar geleceğe dair sis perdesini bir nebze olsun aralamaya yardımcı oluyor.

BEKLENEN ENFLASYON ROTASI VE ÖTV ADIMI

ING'nin hazırladığı Türkiye dosyasına göre, şubat ayında mutfak enflasyonundaki alevlenme aslında kalıcı bir yangının habercisi değil. Analistler, bu yukarı yönlü ivmenin mart ayıyla birlikte sönümlenerek yerini yeniden dezenflasyon sürecine bırakacağını öngörüyor. Ne var ki, yılın ikinci ayında kaydedilen bu sürpriz artış, senenin geneli için çizilen enflasyon haritasında bazı sapmalara yol açtı bile. Raporun en dikkat çeken kısımlarından biri ise enerji maliyetlerine karşı hükümetin geliştirdiği yeni savunma kalkanı oldu. Kur şokları veya uluslararası piyasalarda petrolün aniden fırlaması gibi acil durumlarda, pompa fiyatlarındaki yükü hafifletmek amacıyla akaryakıt üzerindeki Özel Tüketim Vergisi'nin yüzde 75 oranında aşağı çekilebilmesine olanak tanıyan mekanizmanın devreye sokulduğu vurgulanıyor.

CARİ AÇIK VE PETROL DENKLEMİ

Raporun "Jeopolitik Şok Riskleri Artırıyor" şeklindeki başlığı, aslında Orta Doğu'da kopan fırtınaların Türkiye'nin makroekonomik dengeleri üzerindeki yıkıcı etkisine bir atıf. Enerji ithalatçısı bir ülke olmanın getirdiği dezavantaj, sıcak çatışma ortamlarında çok daha sert hissediliyor. ING uzmanları, Brent petrolün varil fiyatında yaşanacak her on dolarlık yukarı yönlü sıçramanın, ülkenin cari açık faturasına kabaca 4 ila 5 milyar dolar arasında ekstra bir yük bindireceğini hesaplıyor. Turizm cephesinden gelecek döviz girdilerinde herhangi bir aksama yaşanmayacağı varsayımıyla yola çıkan kurum, 2026 yılının sonu itibarıyla Türkiye'nin cari açık beklentisini 32 milyar dolar gibi oldukça iddialı bir rakama revize etmiş durumda. Yabancı yatırımcının ülkeye giriş iştahı ise küresel tedirginlikler sebebiyle şimdilik beklemede kalmayı sürdürüyor.