CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİNDE RAMAZAN 2026

Bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Ramazan coşkusu yaşanıyor.
TRT’nin ve Bakanlıkların oluşturduğu etkinlik alanlarında çocuklar doyasıya eğleniyorlar.
Çocuklar, adeta mutluluktan uçuyorlar desek abartmış olmayız.
Sadece çocuklar değil, onları izleyen ana babaların mutlulukları da yüzlerinden okunuyor.
Külliye’nin her köşesinde ayrı bir etkinlik...
Çocuklar, Millet Camisini bir cennet bahçesine çevirmişler.
Namaz kılınması sırasında meraklı bakışlarla cemaati izleyen hatta taklit etmeye çalışan çocuklar, namaz sonrası oyunlarına devam ediyorlar.
Bazı yerlerde, cemaati rahatsız ettikleri gerekçesiyle çocukların camiden uzaklaştırıldıklarını duyuyoruz.
Bu konuda çok dikkatli olmalıyız.
İmamlığı, “namaz kıldırma memurluğu” zanneden, ufku kapalı, idealsiz görevli ile günahların kendisini terk etmiş, camiden başka takılacağı yeri olmayan bir kaç kişinin takındığı olumsuz tutum ve davranışlar çocuklar üzerinde telafisi mümkün olmayan travmalara yol açar; çocukları camiden ve İslâm’dan soğutabilir.
Önce anne ve babalar, sonra imam ve cemaat çocuklarla yakından ilgilenmeli ve onlara cami adabını öğretmelidirler
Cami adabını öğreninceye kadar sergiledikleri davranışları hoş görmelidirler ki; çocukların hafızalarında cami ile ilgili güzel hatıralar oluşsun.
Büyüdüklerinde, kendilerine camiyi ve namazı sevdiren o güzel insanları hatırlayıp, hayırla yâd ederek sevaplarına otak etsinler.
TRT’nin sevilen dizileri’nin (“Taşacak Bu Deniz”, “ Toz Koparan İskender”, “Cennetin Çocukları”, “Mehmet: Fetihler Sultanı”, “Teşkilat”) oyuncularıyla sevenlerinin buluşması etkinliklere başka bir renk katıyor.
Oyuncularla, resim çektirenler… İmza alanlar… Oyunculara sevgi ve muhabbetle sarılanlar…
Oyuncuların, rollerini başarıyla yaptıklarının, seyircilerin gönlünde taht kurduklarının en güzel ifadesi.
Gördükleri ilgiden memnun oldukları her hallerinden belli.
Bir sanatçı veya oyuncu için bundan daha değerli ne olabilir ki.
Görevli olduğum, Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Yayınları Standına da ilgi fazla.
Tanıtımını yaptığım Kültür Eserlerinin satışını yapan arkadaşlarla uyumlu bir çalışma sergiliyoruz.
Öğretmenlerinin rehberliğinde standımızı ziyaret eden öğrencilerle sohbet ediyoruz.
Yaşlarına göre tavsiye ettiğim kitapları incelerken, meraklı sorular birbirini izliyor.
Öğrencilerle sohbet ederken telefonum çaldı.
Arayan, mahalli sanatçımız Gürhan Ötün; Müsaitseniz, ziyaret etmek istiyorum, diyordu.
Külliye’de olduğumu söyleyip davet ettim.
Beraber Külliye’deki etkinlik alanlarını gezerken, kültür ve sanat üzerine sohbet ettik.
Bir şeyler üretebilmenin ve ürettiklerini halka ulaştırabilmenin zorluklarından söz ettik.
Kültürel değerlerimizin yaşatılmasında mahalli sanatçıların önemine vurgu yaptık.
Bu konudaki düşüncem: Yöre insanının duygu ve düşüncelerine hitap eden; yöresinin kültürel değerlerini öne çıkaran bu insanlara gerekli ilgi gösterilmeli; tanınmış sanatçılara sunulan imkânlardan mahalli sanatçılarımız da yararlandırılmalıdır.
Kültür Bakanlığı veya belediyelerin düzenledikleri kültürel etkinliklerde, mahalli sanatçılara da yer vermeleri ve onları maddi olarak desteklemeleri, yeni çalışmaların ve sanat ürünlerinin otaya çıkmasını teşvik edip kolaylaştıracaktır.
Külliye’de etkinliklerin yanı sıra iftar programları da düzenleniyor.
İftar programına katılan davetliler, iftar saatine kadar kitap standlarını gezip kitapları inceleme ve satın alma fırsatı bulabiliyorlar.
Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik ile Güvenlik Korucuları ve İçişleri Bakanlığı personelinin katıldığı iftar programı sırasında standımızı ziyaret eden misafirlere MEB Kültür Yayınları hakkında bilgi verirken söz ister istemez Ahlat’a geldi.
“Malazgirt 1071” kitabını inceleyen ziyaretçiler Ahlat’la ilgili anılarını anlatmaya başladılar.
Eski Ahlat Kaymakamı, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk, aramıza katılınca sözü ona bıraktım.
Ahlat’la ilgili güzel şeyler anlattı.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Nazif Yılmaz’la görüştüğünü, “Mâziden Âtiye Ahlat” öğrenci programına katılmak için Ahlat’a geleceğini; bu arada Belecik’i de programa aldıklarını söyledi.
“Mâziden Âtiye Ahlat” adıyla başlayan öze dönüş hareketinin Anadolu’ya (Diyarbakır, Şırnak, Amasya, Çanakkale, Edirne, Kayseri, Bilecik) nasıl yayıldığını ve etkilerini başka bir yazımda ele almayı düşünüyorum.
Dün olduğu gibi bugün de Anadolu’yu aydınlatan ve ısıtan güneş yine Ahlat’tan doğuyor.
Standımızı ziyaret eden Sayın Bilal Şentürk ve İçişleri Bakanlığının diğer yetkililerine “Kızılelma’nın Anahtarı Ahlat” kitabımı hediye ettim.
Ellerinde, kapağında Ahlat Selçuklu Mezarlığının yer aldığı “Kızılelma’nın Anahtarı Ahlat” kitabıyla dolaşan misafirler güzel bir görüntü oluşturdular.
Bu sırada salona giren Celal Karatüre ve ekip arkadaşları ortamı daha da hareketlendirdi.
“Kabe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahisiyle milyonların gönlünde taht kuran; müzik listelerinde dünyada birinci sıraya oturan Celal Karatüre ve arkadaşlarını standımıza davet ettim. Fotoğraf çekildikten sonra “Kızılelma’nın Anahtarı Ahlat” kitabımı ona da hediye ettim.
Geçen yıl standımı ziyaret eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, Bakü’de okulumuzu/sınıfımızı ziyaretleri sırasında çektirdiğimiz fotoğrafları göstermiş, “Beşi Bir Yerde” kitabımı imzalamıştım.
Bu yıl “Kızılelma’nın Anahtarı Ahlat” adlı kitabımı imzaladım.
MEB Kültür yayınlarını tanıtırken sohbetin evrilip Ahlat’a gelmesi ne güzel…
Ve bir daha anladım ki, Ahlatlı olmak bir ayrıcalıkmış…