"Mali Tatil: Takvimde Tatil, Masada Mesai" başlığıyla yazılı bir açıklama yapan Tanış, mali tatilin kâğıt üzerinde var olmasına rağmen uygulamada gerçek anlamda karşılığını bulamadığını ifade etti.
“Sistem kendi koyduğu kurala uymuyor”
Başkan Tanış açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Mali tatil başladığında herkes aynı cümleyi kuruyor: ‘Mali müşavirlerin de tatile ihtiyacı var.’ Oysa asıl mesele dinlenme ihtiyacından da öte, sistemin kendi koyduğu kurala kendisinin uymamasıdır. Bir hak, kullanılabiliyorsa haktır. Eğer bir meslek grubu ‘tatil’ ilan edilen günlerde bilgisayarını kapatamıyor, telefonunu sessize alamıyor ve ertesi gün bir süreyi kaçırma endişesiyle yaşamaya devam ediyorsa, ortada tatilden değil, ertelenmiş bir iş yükünden söz edebiliriz. Mali tatil bugün fiilen bir dinlenme dönemi değil; işlerin ötelendiği, stresin biriktirildiği ve dönüşte katlanarak geri geldiği bir zaman dilimine dönüşmüştür. Bu nedenle sorun, birkaç günlük takvim düzenlemesi değil; mali tatile bakış açısıdır.”
“Meslek mensubunun zihni dinlenemiyor”
Tanış, mevcut uygulamanın mali müşavirlerin günlük yaşamını da olumsuz etkilediğini belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Meslek mensubunun zihni dinlenmiyorsa, ailesine zaman ayıramıyorsa ve ‘acaba bir yükümlülüğü kaçırdım mı?’ kaygısıyla bilgisayarını sürekli kontrol ediyorsa, o döneme tatil demek gerçeği değiştirmiyor. Oysa çözüm ulaşılmaz değildir. Mali tatil süresince tüm beyan ve bildirim süreleri gerçek anlamda durmalı, kamu kurumlarının uygulamaları ortak bir anlayışla uyumlu hâle getirilmeli, vergi incelemeleri ve bilgi talepleri bu dönemin dışında planlanmalıdır. En önemlisi ise tatil sonrasında bütün yükümlülüklerin aynı günlere yığılmasına son verilmemelidir.”
“Mali müşavirlerin dinlenme hakkı sembolik olmamalı”
Mali müşavirlerin kamu maliyesi açısından önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Tanış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mali müşavirler sadece beyanname düzenleyen kişiler değildir. Vergi sisteminin sürekliliğini sağlayan, işletmelerin kayıt düzenini ayakta tutan ve kamu maliyesine doğrudan katkı sunan meslek mensuplarıdır. Böyle bir mesleğin dinlenme hakkını sembolik düzenlemelere bırakmak, aslında sistemin kendi sürdürülebilirliğini zayıflatmaktır. Artık mali tatili konuşurken ‘kaç gün uzadı’ sorusunu değil, ‘gerçekten dinlenebildik mi?’ sorusunu sormanın zamanı gelmiştir. Çünkü takvimde tatil yazması yetmiyor; önemli olan o tatilin masadaki evraklara, bilgisayar ekranına ve meslek mensubunun hayatına da yansımasıdır.”